|
11.Sınıf Türk Edebiyatı 3.Ünite: Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler s: 38,39,40,41,42 |
|
İNCELEME
1.METİN
1. a. Bu tür ses benzerliklerime şiire has bir ahenk yakalanmıştır. Şiirlerde bu tür ses benzerlikleri redif ve kafiye şeklinde isimlendirilirler. Tekrar eden "-den" ler redif, "-etler tam kafiyedir.
b. Bu kelimeler, kendine özgü bir söyleyiş tarzı, ritim oluşturacak şekilde şiirde kullanılmıştır. Dikkat edilirse bütün kelimelerde ünlü harflerin uzun okunması gereklidir. Kelimelerin bu şekilde kullanılması "şiirdeki söyleyiş tarzı ve ses değerlerinin bir arada düşünüldüğünü bize gösterir. Bu şekilde kullanımla birlikte şiirin ahenginin, ses akışı, söyleyiş, ritim ve her türlü ses benzerlikleriyle sağlandığını göstermektedir.
|
|
Devamı...
|
|
|
11.Sınıf Türk Edebiyatı 3. Ünite: Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler / Hazırlık Çalışmaları |
|
1. KASİDE
• Klasik Türk edebiyatı nazım biçimidir.
• Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılırlar.
• Aruz ölçüsüyle yazılmıştır.
• Nazım birimi beyittir.
• En az 31, en çok 99 beyitle yazılır.
• Altı bölümden oluşur.
* Kafiye düzeni "aa-ba-ba-ba..." şeklindedir.
2. Robot şiiri 1870'li ya da 19201i yıllara ait olamaz. İlk robotlar bu tarihten sonra yapılmaya başlamıştır. |
|
Devamı...
|
|
|
Mektup Türleri- Mektup Örnekleri |
|
MEKTUP
Uzaktaki bir kişiye/kişilere ya da kuruma belirli bir durumu ifade etmek amacıyla yazılan yazılara mektup denir.
Özellikleri:
- Mektubun yazıldığı kişiyle yazan kişi arasındaki ilişkiye uygun bir seslenişle başlar.
- El yazısıyla ya da bilgisayar/daktiloyla yazılabilir.
- Tarih ve yer(mektubu yazan kişinin bulunduğu yer) belirtilmelidir.
- İmzalanması gerekir. |
|
Devamı...
|
|
|
BASATIN TEPEGÖZÜ ÖLDÜRMESİ (Dede Korkut Hikayeleri) |
|

Meğer Hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi. Gece içinde ürktü göçtü. Kaçıp giderken Aruz Koca'nın oğlancığı düşmüş. Bir aslan bulup götürmüş, beslemiş.
Oğuz yine zamanla gelip yurduna kondu. Oğuz Han’ın at çobanı gelip haber getirdi, der: Hanım sazdan bir aslan çıkıyor, at vuruyor, sallana sallana yürüyüşü adam gibi, at basarak kan sömürüyor. Aruz der: Hanım, ürktüğümüz zaman düşen benim oğlancığımdır belki dedi. |
|
Devamı...
|
|
|
Dede Korkut Hikayeleri ve Dede Korkut Hakkında Bilgi |
|

Kazılık Koca,Bayındır Han’ın Veziridir.Akın yapmak için istediği izini alır.Düzmüral kalesini almak ister.Girdiği savaşta düşmana esir düşer.
Kalede on altı yıl esir kalır.Oğluna babasının öldüğü söylenir.arkadaşlarıyla sohbet ederken çıkan tartışmada babasının ölmediğini öğrenir.Bayındır Han’a çıkar.Savaşmak için izin ve asker ister.Oğuz yiğitleriyle birlikte Düzmüral kalesine akın düzenler. |
|
Devamı...
|
|
|
Kanturalı Destanı (Selcen Hatun) |
|

OĞUZ zamanında Kanglı Koca derlerdi bir gürbüz er var idi. Yetişmiş bir yiğit oğlu var idi, adına Kan Turalı derlerdi.
Kanglı Koca der: Dostlar, babam öldü ben kaldım, yerim yurdunu tuttum, yarınki gün ben Öleceğim oğlum kalacak, bundan daha iyisi yoktur ki gözüm görürken oğul gel seni evlendireyim dedi. Oğlan der: Baba mademki beni evlendireyim diyorsun, bana layık kız nasıl olur? Kan Turalı der: Baba ben yerimden kalkmadan o kalkmış olmalı, ben kara koç atıma binmeden o binmiş olmalı, ben kanlı kafir eline varmadan o varmış bana baş getirmiş olmalı dedi. |
|
Devamı...
|
|
|
11. Sınıf Türk Edebiyatı Öğretici Metinler Ölçme ve Değerlendirme Sorularının Cevapları s: 34 |
|
1. Tanzimat Dönemi öğretici metinleri toplum için, halkın anlayabileceği bir dille yazılmıştır. (D)
Tanzimat Döneminde Şinasi ve Namık Kemal'le başlayan gazetecilik gittikçe gelişmiş ve gazete çok etkili bir iletişim aracı olmuştur, (D)
Tanzimat Döneminde genellikle öğretici metinlerde secilere başvurulmuş, süse ve söz oyunlarına önem verilerek uzun, anlamca.karışık cümleler kurulmuştur. (Y)
2. "Dil ve edebiyat üzerine görüşlerini Londra'da çıkan Hürriyet gazetesinde yayımladığı Şiir ve İnşa makalesinde anlattığı" ifadesi Şinasi için söylenemez. Bu bilgi Ziya Paşa için doğrudur. Doğru cevap: A |
|
Devamı...
|
|
|
11.Sınıf Türk Edebiyatı Öğretici Metinler Anlama ve Yorumlama s: 33-34 |
|
1. Yeni Kavramların Kaynağı: Avrupa Devletleri
Yeni Kavramlar: Batılılaşma, eşitlik, adalet, kanun, hürriyet.
2. Tanzimat Döneminden itibaren gazete çevresinde gelişen öğretici metin türler, "makale, fıkra, tenkit, roman, hikâye, tiyatro" dur. Günümüz gazetelerinde Tanzimat'ta işlenen türlerin hepsi görülmez. Günümüz gazetelerinde Tanzimat'ın birinci amacı olan halkı eğitme çabası pek görülmez. Günümüzdeki gazetelerde genellikle "makale ve fıkra" türleri görülür. Diğer türler artık gazetelerde pek fazla görülmemektedir.
|
|
Devamı...
|
|
|
ŞİNASİ VE ALİ SUAVİ'NİN FİKRÎ, EDEBÎ YÖNLERİ İLE KİŞİLİKLERİ ARASINDAKİ FARKLI VE ORTAK YÖNLER |
- Şinasi yol açıcı, yenileşmeyi başlatan bir yazardır. Ali Suavi'nin böyle bir özelliği yoktur.
• Şinasi, yabancı edebiyatlardan başarılı şiir tercümeleri yapmıştır, Ali Suavi de çeviriler yapmasına rağmen bunlar çok başarılı olmamıştır.
• Ali Suavi hemen her alanda eser vermiş, Şinasi kültür sanat ve edebiyat alanlarının dışına pek fazla çıkmamıştır.
• Şinasi, Avrupa'ya gönderilen ilk öğrencilerdendir, Avrupa'da maliye okumuştur. Daha sonra ülke dışına kaçmak zorunda kalmıştır. Ali Suavi ise siyasi sebeplerle yurt dışına kaçmıştır.
• Şinasi, daha tedbirli, kişiliği oturmuş bir yazardır. Ali Suavi, deli dolu, ne yapacağı belli olamayan birisidir.
• Ali Suavi, bir ayaklanma çıkartmış, otoriteye isyan etmiştir. Şinasi'nin böyle bir özelliği yoktur.
• Şinasi, tiyatro, makale ve tenkit türünde ilk ürünleri veren bir yazardır.
• Şinasi ilk özel gazeyi Agâh Efendi'yle birlikte kurmuştur. |
|
|
Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi ve Müsavat |
|
5. Tercümân-ı Ahvâl Mukaddimesi Müsavat
|
Merkezi otorite
|
Halk
|
Merkezi otorite
|
Halk
|
|
Kanun
|
Kanuni vazife
|
Kanun
|
Her vatandaşın eşit olması
|
|
Devlet-i Aliyye
|
Kazanılmış hak
|
Mahkeme
|
Eşit yargılanma
|
|
Millî Eğitim Bakanlığı Meclisi
|
Mazbata(tutanak)
|
Devlet-i Aliyye
|
Kazanılmış hak
|
|
Vekiller meclisinde
|
İzin
|
|
|
Merkezî otorite ve halkla ilgili olan bu "gazete çıkarabilme hakkı, özgürlük, eşitlik, eşit yargılanma" kavram ve ifadeleri bize Tanzimat Fermanıyla gelmiştir. Bu kavram ve ifadeler, Avrupa devletlerinin oluşturdukları sosyal, siyasî, dinî ve ekonomik yapının bir sonucudur. Osmanlı devletinde daha önce bu kavramlar ve ifadelerle ilgili Avrupalılar gibi bir düzenleme, çalışma yapılmamıştır. Bunların Osmanlı devletinde uygulamaya konulması, eski ve yeni arasında da bir ikiliğin oluşmasına da sebep olmuştur. |
|
|