|
10.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi - Anlatımın ve Anlatıcının Amacı |
|
HAZIRLIK
1. Etkili bir iletişim için iletişim öğelerinin (gönderici, ileti, kanal, alıcı, bağlam) tam olması gerekir. Gönderici iletisini alıcının anlayabileceği dil kodları ve kanal yardımı ile gönderir. Gönderici ile alıcının ortaklıkları ne kadar fazla ise iletişim o kadar etkili oiur (ortak deneyim, ortak bilgi birikimi, ortak dil özellikleri vb.)
2. İletişimde en etkili öge dil'dir. Beden dili, jest-mimiklerle de iletişim kurulsa da en yaygın iletişim biçimi dil ile iletişimdir. Öyle ki görme ve duyma problemi olanlar dahi kendilerine has bir dil sistemi ile iletişim kurmaktadır. Dil öğelerinin hem iletilmesi kolaydır hem de ifade gücü yüksektir. Sözcüklerin anlam alanının genişliği iletişim alanımızı da genişletir. Aynı sözcük farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelebilir. Bu zenginlik iletişimde dilin vazgeçilmez bir öge olduğunu kanıtlar.
3. Muhatap sözcüğünün iletişimdeki karşılığı alıcı'dır. Anlatımda üslubumuz alıcıya göre değişmelidir; çünkü herkesin anlama, algılama şekli farklıdır. Ayrıca kişilerle aramızdaki yakınlık derecesi de üslubumuzu değiştiren etkenlerdendir. Örneğin; başımızdan geçen bir olayı annemize, arkadaşımıza, sevmediğimiz birine anlatırken birbirinden farklı dil kodlarını kullanırız. Bu farklılık hem kişiler arası yakınlık derecesi için zorunludur hem de karşımızdaki insanın anlayabileceği dilden konuşup ideal bir
etişim için. |
|
Devamı...
|
|
|
11.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi , Anı (Hatıra) |
|
İNCELEME
1.
• Anı, bir kişinin aklının erdiğinden itibaren görüp yaşadığı, kendisi ve toplum için önemli gördüğü olayları ve durumları belli bir sistem içinde yazıya döktüğü, genellikle otobiyografik metinlerdir.
• Anıların yazılış sistemi genellikle kronolojiktir. Yazar, yaşayıp gördüklerini belli bir tarih sırası içinde verir.
• Yazarın kendini okura açtığı bir tür olduğundan içtendir.
• Anılar belli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belge özelliği gösterir.
• Üslup yönüyle gezi yazısına benzerse de, yazarın dış dünyadan çok kendinden söz etmesi anıyı belli eder.
• Anılar, milleti, yüzyıllar boyu bir devam zinciri içinde, millî birlik halinde tutan, toplumu nesilden nesle bağlayan bir kültür unsurudur.
• Anılar iddia ve ispat yazıları değildir
2. Okuduğumuz anıda anlatıcı ile yazar aynı kişidir. |
|
Devamı...
|
|
|
Özgürlük Temasını İşleyen Nazım ve Nesir Örnekleri |
|
HÜRRİYETE DOĞRU
gün doğmadan,
deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
içinde bir iş görmenin saadeti,
gideceksin;
gideceksin ırıpların çalkantısında.
balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
sevineceksin.
ağları silkeledikçe
deniz gelecek eline pul pul;
ruhları sustuğu vakit martıların,
kayalıklardaki mezarlarında,
birden,
bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
bayramlar seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi ?
gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı ?
heeeey !
ne duruyorsun be, at kendini denize;
geride bekliyenin varmış, aldırma;
görmüyor musun, her yanda hürriyet;
yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
git gidebildiğin yere.
Orhan Veli Kanık |
|
Devamı...
|
|
|
10.Sınıf Dil ve Anlatım -Anlatımda Tema ve Konu_İnceleme s:35,36 |
|
İNCELEME
1. Hikâyede hayattan fazla bir beklentisi kalmayan, yalnız ve kendisini mutsuz hisseden bir postacının, hayatının alelade bir günü konu olarak işlenmiştir.
2. Halit Ziya Uşaklıgil bu hikayede anlatmak istediklerini bir postacının kişiliğinde, mekan olarak bir sokağın sınırları içinde, yağmurun olduğu bir öğle vaktinde, yalnızlık bağlamında ele almıştır.
3. Hikayenin adı "Boş Ömür"dür. İkinci paragrafın başında yer alan cümle metne hakim olan duygunun yalnızlık olduğunu desteklemektedir: "Ona daha hayatında hiçbir mektup gelmemişti. O, yalnız başkalarının mektuplarına memurdu. Hiçbir kimsesi yoktu ki ondan gelecek mektubu olsun." |
|
Devamı...
|
|
|
10.Sınıf Dil ve Anlatım 2.Ünite Anlatıma Hazırlık Ölçme ve Değerlendirme |
|
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1.
• Anlatımda kaynaklara başvurulmuş olması anlatımı en çok inandırıcılık yönüyle etkiler.
• Bir betimlemenin en önemli kaynağı gözlem tekniğidir.
2.
• Anlatım yapılırken kişisel deneyimlerden de yararlanılır. (D)
• Gözlem tekniği düşünce yazılarında daha çok kullanılır. (Y) |
|
Devamı...
|
|
|
12.Sınıf Türk Edebiyatı 3.Ünite: Cumhuriyet Döneminde Öğretici Metinler: Ölçme ve Değerlendirme |
|
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1.
• Gezi yazılarında gezilen yerin gelenek ve görenekleri, doğal ve tarihî güzellikleri, halkın yaşayışı gibi birçok konuya değinilir, (D)
• Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı öğretici metinlerinde sadeleşen Türkçe vasıtasıyla daha çok okura ulaşılmıştır. (D)
• Öğretici metinlerin yazılış amacı okuyucuyu bilgilendirmektir. (D)
2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.
• Herhangi bir konu üzerinde yazarın kesin sonuçlara varmadan kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı yazı türüne DENEME denir.
• Evliya Çelebi'nin herkes tarafından bilinen on ciltlik eseri GEZİ(SEYEHATNAME) türünün ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. |
|
Devamı...
|
|
|

"...züleyha yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca yusuf diye başladı, yusuf diye bitirdi.
Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki, aşkın namesinde, ser-nameden öte kelam yok.
Ve züleyha'nın lügatında yusuf'tan öte sözcük yok.
Bil ki, kelamdan da öte sadece ah var, ah ki dünya onun üzerinde durur, gökkubbe onun hararetiyle döner...''
''...işte bütün hikaye: kim düştü kuyuya, yusuf mu, züleyha mı? Zindan kimin kaderi, yusuf'un mu, yoksa züleyha'nın mı? Yusuf ve züleyha yok aslında.
hepsi bir, hepsi 0 bir, hepsi tek bir...''
Nazan Bekiroğlu |
|
Devamı...
|
|
|

Gecmis zamanda ve eski günlerde Zengin ve söhretli bir Padisah varmis, mali, mülkü, askeri, kisaca herseyi varmis .. Ancak cocugu olmuyormus. Doktorlara gitmis, derdine care bulamamistir. Bunlardan fayda göremeyince, kendisini eglenceye verip, yaptirdigi Bahceye gidip gelmeye baslar. Bir gün veziri ile carsida dolasmaya cikar, "her kim bana altin verirse, tanri onun muradini versin" diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrilip bahceye dogru giderler, ve bir agacin altina otururlar.
|
|
Devamı...
|
|
|
Türkçeden Yabancı Dillere 20 Bin Kelime |
|
Yapılan araştırmalara göre Türçe yabancı dillere 20 bin kelime vermiş.
Yabancı dillere geçen son kelimelerin ise "döner" ve "dolmuş" kelimelerinin olduğu tespit edilmiş.
Son yıllarda ise Türkçenin yozlaştırılması, doğru ve etkin kullanılmamasından dolayı diğer dillere kelime geçmediği belirtiliyor. |
|
Devamı...
|
|
|

Türk Dil Kurumu, medya çalışanları için bir kılavuz hazırlamış:
"Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu"
TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, kılavuzun tanıtımında şöyle konuşmuş:
“TDK'nın kuruluşundan bu yana yürüttüğü yabancı kökenli terimlere karşılık bulma çalışmasının sonucunda ortaya konulan 87 bilim dalındaki yaklaşık 190 bin terim TDK'nin http://tdk.org.tr adresindeki Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü'nde yer alıyor. Gerek bu kılavuzda, gerek sanal ortamdaki ana sözlükte yer alan karşılıkların kullanılarak yaygınlaştırılması bir yandan Türkçenin söz varlığının yabancılaştırılmasının önüne geçeceği gibi diğer yandan da Türkçenin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi çalışmalarına da yardımcı olacak.”
|
|
Devamı...
|
|
|
Kerem ile Aslı Hikayesinin Özeti |
|

Asıl adı Ahmet Mirza olan Kerem, Islahan Şahının oğludur.Şahın hazinedarlığını yapan Ermeni Keşişinin kızı Aslı ile Kerem birbirlerini severler. Şah Keşişten kızı oğluna ister. Keşiş, bir müslümana kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddemez; bir mühlet ister ve bu mühletin içinde gizlice memleketten kaçar. Kerem de Aslı'nın peşinden yola düşer. İşte, Kerem'in sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu'yu baştan başa gezmesi böylece başlar. |
|
Devamı...
|
|
|