Skip to content
޵ an: Ana Sayfa arrow Edebiyat arrow 11.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi , Anı (Hatıra)
11.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi , Anı (Hatıra) Yazdır

İNCELEME

1.

Anı, bir kişinin aklının erdiğinden itibaren görüp yaşadığı, kendisi ve toplum için önemli gör­düğü olayları ve durumları belli bir sistem içinde yazıya döktüğü, genellikle otobiyografik metinlerdir.

• Anıların yazılış sistemi genellikle kronolojiktir. Yazar, yaşayıp gördüklerini belli bir tarih sırası içinde verir.

• Yazarın kendini okura açtığı bir tür olduğundan içtendir.

• Anılar belli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belge özelliği gösterir.

• Üslup yönüyle gezi yazısına benzerse de, yazarın dış dünyadan çok kendinden söz etmesi anıyı belli eder.

• Anılar, milleti, yüzyıllar boyu bir devam zinciri içinde, millî birlik halinde tutan, toplumu nesil­den nesle bağlayan bir kültür unsurudur.

• Anılar iddia ve ispat yazıları değildir

2. Okuduğumuz anıda anlatıcı ile yazar aynı kişidir.

3. "Çocukluğumda, köyümüz, geniş ormanların kıyısındaki bir yamaçta; evimizin bahçesinde de yüksek ağaçlar, sık çalılıklarla bir orman gibi id!', "Bir gün gördüm ki bu delikten bir taraklı kuşu çıktı." cümleleri Ağaçkakan Kuşu ve Başkaları adlı metinden alınmıştır. Görüldüğü gibi anlatıcı konuyu birinci ağızdan yani bizzat yaşayan gören kendisi anlatıyor.

• Anılar iddia ve ispat yazıları değildir

• İçten ve samimi bir anlatım kullanılır.

• Olaylar olduğu gibi abartı yapmadan anlatılır.

• Kelimeler daha çok gerçek anlamlarıyla kullanılır.

• Anılarda anlatım, özle uygunluk gösterir.

Anılar, milleti, yüzyıllar boyu bir devam zinciri içinde, millî birlik halinde tutan, toplumu nesilden -esle bağlayan bir kültür unsurudur. Tarih, önemli ölçüde anılara dayalı olarak kurulur.

Anı yazarı, tarih olmuş eski zamanların olaylarını hafızaya ya da belgelere dayalı olarak ortaya koyar. Bu bakımdan anı metinleri, yalnızca hatırlanabilen, unutulmayan, kaydedilebilen olayları içerdiği cin tarihi aynen yansıtmaktan uzaktır. Yaşanmışı unutulmayan izler halinde verebilir.

Bazı hatıralarda aynı zamanda günlük parçaları, mektuplar ve belgeler de yer alır. Böylece hatırattaki bilgilerin güvenilirlik derecesi artar ve tarih araştırmaları için belge olabilecek değer kazanır. Bir kısım hatıralar ise dönemin sosyal hayatını ve folklorik yapısını yansıtır.

İşte buradan hareketle anı yazarının anlattıklarını kanıtlayıp belgelerle ifade etmek zorunluluğu yoktur. Ancak yazar bir dönemin sosyal, siyasi ekonomik, askeri, dini ve kültürel hayatına ışık tutuğunu kısacası bir dönemin zihniyetini yansıttığını bilmelidir. Yazarın anlattıklarının birçoğunun o dönemde yazılan başka anılarla karşılaştırılarak sağlamasının yapılma ihtimali çok yüksektir. Dolayısıyla anı yazarı bunu bileceğinden anlattıklarının doğru ve güvenilir olarak algılanması için belgelerle kanıtlaması önemlidir.

5.ETKİNLİK

• Yazarın çocukluğunda, çevresinde gördüğü ağaçkakan kuşu ve diğer ilgisini çeken canlılarla ilgili gözlemlerini aktardığı "Ağaçkakan Kuşu ve Başkaları" adlı anı metinde olaylar belli bir sırayla verilmiş. Biz bu anlatılan olaylardan, gözlem ve izlenimlerden tabiatla ilgili birçok bilgi alabiliyoruz. Bunun dışında köy hayatıyla ilgili ve yaşanılan dönemle ilgili küçük de olsa bazı ipuçları bulabiliyoruz. Örneğin bir değirmene oluk yapmak söz konusu. Biz sadece bu bilgiden bile yazarın yaşadığı dönemle ilgili bazı bilgilere ulaşabiliriz.

"Kuş, sert tırnaklarını kuru ağaca geçirmiş, kısa kuyruğuna da dayanmış, keskin gagasıyla ağaca vuruyor. Bu vuruştan sanki ağaç titriyormuş gibi bir ses çıkıyor. Baktıkça anladım ki ağaca yal­nız bir kere vuruyormuş gibi görünüyorsa da arka arkaya birçok kereler vuruyor. Çabuk çabuk vurduğu için yalnız bir vuruş gibi görünüyor." cümlelerinde biyolojiden yaralandığını görüyoruz. Yine diğer hüt-hüt kuşu ve karga örneğini verirken ve ağustos böceğini anlatırken aynı bilim dalından faydalanmıştır.

• Okuduğumuz anılar 4. Etkinlikte uzun uzun anlattığımız gibi yazıldıkları dönemle ilgili belge değeri taşırlar.

5. Yazarın bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğruya anlatmasının metnin ifadesine inandırıcılık, ob­jektiflik, samimiyet ve içtenlik kazandırmış, bu da metnin gerçeklikle ilişkisi ile ilgili olumlu şeyler dü­şünmemize neden olmuştur.

6. İncelediğimiz anıda öyküleyici, betimleyici ve açıklayıcı anlatıma başvurulmuştur. Anıda baştan sona bir kere kişi, zaman, mekân, olay ve kişi etrafında bir öykülemeden söz edilebilir. Yani asıl baş­vurulan anlatım türü ve genel olarak da anılarda başvurulan anlatım türü öyküleyici anlatımdır. Bunun yanı sıra ağaçkakanı, hüthütü, ağustosböceğini anlatırken betimleyici anlatıma başvurulduğu görülü­yor. "Kuş, sert tırnaklarını kuru ağaca geçirmiş, kısa kuyruğuna da dayanmış, keskin gagasıyla ağaca vuruyor. Bu vuruştan sanki ağaç titriyormuş gibi bir ses çıkıyor. Baktıkça anladım ki ağaca yalnız bir kere vuruyormuş gibi görünüyorsa da arka arkaya birçok kereler vuruyor. Çabuk çabuk vurduğu için yalnız bir vuruş gibi görünüyor." cümlesinde görülen betimleyici anlatım daha fazla da örnek vermek mümkün. Yine "Bu kuşu tanımıyorsanız kendi gövdesine bakarak ne kadar güçlü, kuvvetli, sert bir hayvan olduğunu kestiremezsiniz. Tırnaklarını tutturabildiği bir ağaç üstünde, aşağı yukarı, sanki düz yerde imiş gibi gezinir, kendisine yiyecek kurt arar. Bunun için de ağaçları kurtlanmış, kocalmış orman­lar içinde daha çok bulunur.", "Ağaçlı bir yerde yaşıyorsanız bu gök kargaları tanırsınız. Kargaya ben­zer, sesi de çirkindir ama rengi tatlı gök rengindedir. Sırtının biraz yeri de nohut renginde olur. Kuzgun soyundan bir kuştur, cümlelerinde görülen açıklayıcı anlatım diyebileceğimiz anlatım türüne metinden bir çok örnek vermek mümkün.

7. Dil, metinde ağırlık olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

6.ETKİNLİK

orman gibi

bir tahta kabın içine bir çuvaldan ceviz dökermiş gibi bir ses

titriyormuş gibi bir ses

sert bir çelik tele vurulmuş gibi bir ses

ayakları çengel gibi

Metinde görüldüğü gibi benzetme yoluyla mecazlara başvurulmuştur. Daha önce de belirttiğimiz gibi metinde daha çok kelimeler gerçek anlamlarıyla kullanılmış. Mecazlar ise burada görüldüğü çok az başvurulmuştur. Burada mecaza ifadeye canlılık kazandırmak için başvurulduğunu görüyoruz.

7.ETKİNLİK

Metindeki Duygu Değeri

Sizdeki Duygu Değe­ri

Sizdeki Çağrışım Değeri

Orman

huzur ve mutluluk

mutluluk

ağaçlar, hayvanlar, yeşil

Değirmen

huzur

özlem

su, un, çuval

Yuva

Huzur, mutluiuk

huzur ve mutluluk

aile

Ağustos böceği

merak

özlem

yaz, sıcak

Ses

merak

merak, endişe

hırsız, gürültü

Ağaç

Üzüntü

sevinç

Orman, yeşil, hayvan­lar

8.ETKİNLİK

"Ben, bu kuşun duvar ve ağaç kovuklarına yuva yaptığını biliyordum. Onu bu ağaç kovuğunda görünce buraya yuva yaptığını anladım. Orada biraz durunca anladım ki yuvasını yeni yapıyor." cüm­lesinde bir ifadede gerek olmadığı hâlde aynı sözün iki defadan fazla kullanılması tekrarlama denen ahenk kusuruna yol açmış "yuva" kelimeleri için bu durumdan söz edilebilir. "Ses, beni epeyce yanılt­tıktan, arattıktan sonra geçen güz yılındaki ağaç kesilirken kabuğu soyulan ağacın yanına getirdi. Ağaca baktım ki o kabuğu soyulan yer kurumuş. Belki de içi kofalanmış. Bir ağaçkakan kuşu da bu kuru yerinden ağacı delmeye çalışıyor. Ben, ağaçkakan kuşunu tanırım ama ağaç deldiğini o güne kadar hiç görmemişim. Kuş, sert tırnaklarını kuru ağaca geçirmiş, kısa kuyruğuna da dayanmış, keskin gagasıyla ağaca vuruyor. Bu vuruştan sanki ağaç titriyormuş gibi bir ses çıkıyor. Baktıkça anladım ki ağaca yalnız bir kere vuruyormuş gibi görünüyorsa da arka arkaya birçok kereler vuruyor." cümlelerin­de bir ifadede gerek olmadığı hâlde aynı sözün iki defadan fazla kullanılması tekrarlama denen ahenk kusuruna yol açmış "ağaç" kelimeleri için bu durumdan söz edilebilir. Yine "Kuşun orayı deldiğine, sonra da bırakıp gittiğine bakılırsa ağaç kurdunu yemek için bir iki gün çalışıp bu deliği deldiğine inanmak gerek." cümlesinde aynı durum söz konusudur. "Dişisi erkeği gidip gelip çöpler, otlar taşıyor­lar." cümlesinde ise hem bir kakofoni söz konusu hem de çoğul ekleri yanlış ve fazladan kullanılmış. Yine aynı cümle açıklığı bozan cümlelerdendir. Burada bir anlatım kusuru olduğundan anlatılmak iste­nen dinleyen veya okuyan tarafından kolayca anlaşılamıyor

"Bu, belki bunun gibi başka başka böcekler de yerde kalmayınca taraklının da buralardan göçüp sıcak ülkelere gitmesi günleri gelmiş oluyor." cümlesinde bir anlatım bozukluğu söz konusudur. Bu kusur cümlenin duru olmasını engelliyor.

Yukarıdaki parçada bunlara benzer anlatım kusuru olan birçok cümle bulunabilir. Bu değerlen­dirme sonuçlarından hareketle akıcılık, duruluk-açıklık ve yalınlık açısından metnin kusurlu bir metin olduğu sonucuna varılabilir.

9.ETKİNLİK

 
< Önceki   Sonraki >


Site Tasarımı
www.isyeriweb.com