Skip to content
޵ an: Ana Sayfa arrow Türkçe arrow Paragraf Bilgisi ( Konu Anlatımı, Çözümlü Örnek Sorular ve Testler )
Paragraf Bilgisi ( Konu Anlatımı, Çözümlü Örnek Sorular ve Testler ) Yazdır

PARAGRAF BİLGİSİ


Türkçe testinde önemli bir yer tutan paragraf soruları, anlama ve yorumlama gücünü ölçmeye yöneliktir. Anlama ve yorumlama gücünü geliştirmenin en etkili yolu da etkin bir okuyucu olmak ve düzenli olarak bol miktarda paragraf sorusu çözmektir. Ayrıca paragrafla ilgili soru türlerini ve çözümlü örnekleri iyi incelememiz gerekmektedir. Ders çalışmaya oturmadan önce her zaman 5-6 paragraf sorusu çözmeliyiz. Bu, zihninizin algılama gücünü canlı tutacaktır.
Paragraf sorularının uzun oluşu gözünüzü korkutmasın. Uzun metinlere dayalı soruların daha kolay ve basit sorular olduğunu fark edeceksiniz. Paragraf soruları, dilbilgisi ya da edebiyat soruları gibi bilgi ve birikim de gerektirmez; cevabını içinde taşıyan sorulardır.

PARAGRAFIN TANIMI VE İŞLEVİ

Bir yazıda herhangi bir düşünce, duygu ya da olayla ilgili cümleler topluluğuna paragraf denir. Her yazıda bir ana düşünceyi açıklamak, işleyip geliştirmek ya da kanıtlamak üzere birtakım yardımcı düşünceler yer alır. Her yardımcı düşünce ayrı bir paragrafta işlenebilir. Bu bakımdan, paragraf bir ana düşüncenin ya da yardımcı düşüncenin ele alındığı yazı bölümü olarak da tanımlanabilir. Paragrafın asıl işlevi, yazıda bir düşünceden başka bir düşünceye geçildiğini göstererek anlatılmak istenenin kolay kavranmasını sağlamaktır.
Paragraf, bir düşünce birimi, bir düşünceyle ilgili cümleler topluluğudur; ancak birbiriyle ilgisiz cümleler yığını değildir. Bu bakımdan, paragraf sorularını kavrama ve yorumlama gücünün geliştirilmesinde, paragrafın yapısını, konusunu, paragrafı oluşturan cümleler arasındaki dilsel ve düşünsel bağları tanımak, fark etmek çok önemlidir.

PARAGRAFIN YAPISI
Her paragraf yapısal bir bütünlüğe sahiptir. Kendi başına minik bir yazı örneğidir. Bir yazıdaki yapısal bütünlük; yani giriş, gelişme ve sonuç bölümleri paragrafta da vardır. Bu bölümler arasında konu ve anlatımın akışı yönünden de bütünlük söz konusudur. Düzenli bir paragrafta, konuyu değiştiren, anlatımın akışını bozan herhangi bir cümleye rastlanmaz.


1) Giriş Cümlesi
Giriş cümlesinin işlevi, konuyu kısaca ortaya koyup tanıtmaktır.
-Bir tanım, soru, açıklama ya da bir betimleme cümlesinden oluşabilir.
-Gelişme bölümündeki cümleler, dil ve düşünce yönünden, giriş cümlesine bağlıdır.
-Herhangi bir bağlaçla başlamaz; kendinden önceki cümlelerle ilgili bağlayıcı öğeler (böylece, bunun için, fakat, çünkü, oysa, demek ki...) içermez.
-Ortaya atılan bir savın kanıtlanmasına yönelik genel anlamlı giriş cümleleri, genellikle paragrafın ana düşüncesini oluşturur.
ÖRNEK - 1:
Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olamaz?
A) Çok yazmak, hiçbir zaman övünülecek bir durum değildir.
B) Yazdıkları binlerle ifade edilen kişiler, tarih oldukları halde, tek bir eserle güneş gibi parlayan ve adını tarihe altın harflerle yazdıran abideleşmiş isimler vardır.
C) Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmadığı gibi, çok eser de hatasız olmaz.
D) Çok yazmak yerine, çok uğraşıp kendimize ait bir üslûp geliştirmeliyiz.
E) Oysa taklit ürünü eserler hiçbir zaman orijinali gibi mükemmel olamaz.

ÇÖZÜM:
A, B, C ve D seçeneklerinde verilen cümleler, geliştirilmeye elverişli birer açıklama cümlesidir. Herhangi bir cümleyle ilgili bağlantı öğeleri ya da zamirler içermemektedir; bu nedenle giriş cümlesi niteliği taşımaktadır. E'de verilen cümle ise "oysa" bağlacından ötürü, ancak gelişme ya da sonuç cümlesi olabilir.
Doğru cevap (E) seçeneğidir.

ÖRNEK - 2 (ÖSS - 2006):
....... Gerektiği yerde gerektiği kadar sözcük...
Metinde anlam, tanımlamalarla, çağrıştırmalarla, örneklemelerle değil, tek başına kullanılan sözcüklerle ortaya konuyor. Her tutum, her davranış, her olgu, her nesne ayrıntılara inilmeden onu en iyi anlatan sözcükle veriliyor.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Yazılarının sözcük örgüsü, büyük bir değişkenlik gösteriyor.
B) Değişik anlatım biçimleri kullanmaktan kaçınıyor.
C) Yazılarında en az sözcükle en çok şeyi anlatma ilkesine bağlı kalıyor.
D) Sözcükleri, temel anlamları kadar yan anlamlarıyla da kullanmaya çalışıyor.
E) Söylediklerinin kolay anlaşılır olmasını istemiyor.
ÇÖZÜM:
Parçanın gelişme cümlesi giriş cümlesiyle ilgili ipucu vermektedir. Parçanın başına C'de verilen cümle getirilmelidir. Çünkü "yazarken en az sözcükle en çok şeyi anlatma ilkesine bağlı kalmak", "gerektiği yerde gerektiği kadar sözcük kullanmayı" gerektirir. Oysa A, B, D ve E seçeneklerinin gerektiği yerde gerektiği kadar sözcük kullanmakla ilgisi yoktur.
Doğru cevap (C) seçeneğidir.

ÖRNEK - 3 (ÖSS - 2005):
.....Bir sözcük tek basınayken ses ve anlam yönünden etkileyici özellikler taşımayabilir. Ancak aynı sözcük cümlede öteki sözcüklerle yan yana geldiği zaman etkileyici nitelikler kazanır. Kısaca şunu demek istiyorum: Bir yapıtta anlatımın sağlamlığı, sözcüklerin seçimine ve bunların yerli yerinde kullanılmasına bağlıdır.
Bu parçanın başına, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Bir yazıya başlarken akla İlk gelen sözcük en uygun sözcüktür.
B) Dillerin söz dağarcığı birbirinden farklıdır.
C) Sözcüklerin gücünü kullanımları belirler.
D) Düşünceleri, gelişigüzel söylemekten kaçınmak gerekir.
E) Süslü ve özentili anlatım iyi düşünememekten kaynaklanır.
ÇÖZÜM:
Verilen parçada sözcük seçiminin ve bunları yerli yerinde kullanmanın önemi üzerinde durulmuş. Paragrafın son cümlesinde de asıl anlatılmak istenen vurgulanmış. A, B, D ve E seçeneklerinde belirtilenler paragrafta anlatılanlara uzak düşüyor. C'deki yargı hem ilk cümleyle hem de paragrafın bütünüyle konu ve düşünce yönünden bütünleşiyor.
Doğru cevap (C) seçeneğidir.

ÖRNEK - 4: (ÖSS - 2005):
Yazdığım şiirleri sesli olarak okurum ilk önce, kulağıma hoş geliyorsa değişiklik yapmam. Ama fazla ya da kulağı tırmalayan sözcükler varsa onları atarım, değiştiririm. Çünkü şiir gereksiz sözcüğü kaldırmaz. Ayrıca yıllar sonra yeniden okuduğumda, beni ilk günkü gibi etkileyebilecek mi, diye düşünürüm, öyle şiirler vardır ki her gün okusanız bıkmazsınız. Yazdığım şiirlerin de böyle olması için gayret ederim.
Bu parçada anlatılanlar aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?
A) Şiirlerinizi yoğunlaştırmak, kalıcı kılmak için nelere dikkat edersiniz?
B) Eleştirmenlerin şiirlerinizi, yeterince değerlendirmemesini neye bağlıyorsunuz?
C) Şiirlerinizi yazarken okurların beklentisini göz önünde bulundurur musunuz?
D) Başka şiirlere, şairlere öykünmemek için nasıl bir yol izliyorsunuz?
E) Şiirlerinizdeki duygusal zenginliği nasıl sağlıyorsunuz?
ÇÖZÜM:
Bu tür soruların tümünde "doğru seçenek" aynı zamanda paragrafın giriş cümlesini oluşturur. Bu nedenle doğru seçenek olarak düşünülen soru cümlesinin, parçanın özellikle ilk cümlesiyle konu ve anlatımın akışı bakımından uyumlu olması gerekmektedir.
Verilen parçada bir şiiri tamamlamanın ve kalıcı kılmanın yolu yordamı anlatılmaktadır. İlk cümlede de bu yönde bir açıklama yapılmaktadır. Bu cümleyle ilgili olan tek soru da A seçeneğinde yer almaktadır. Diğer soruların ise ilk cümleyle anlamca bir ilgisi yoktur.
Doğru cevap (A) seçeneğidir.


2) Gelişme Cümleleri
-Gelişme cümleleri, paragrafın girişle sonuç cümleleri arasında yer alır.
-Bu bölümde parçanın konusu ve ana düşün¬cesi türlü yöntemlerle işlenip geliştirilir.
-Yardımcı düşünceler, örnekler genellikle bu bölümde yer alır.
-Gelişme bölümündeki cümlelerin sayısı, paragraftaki yardımcı düşüncelerin işleniş biçimine göre değişebilir.
-Hem giriş hem de sonuç cümlesiyle ilgili İpuçları içerir. Paragraf tamamlama ile ilgili sorularda bu ipuçlarına dikkat edilmelidir.

ÖRNEK - 5 (ÖSS - 2006):
Deneme, yaşananları, akıldan geçenleri düşünsel yönden derinleştirerek yorumlamadır. Belki bir roman, bir öykü bir ölçüde özetlenebilir. Ne var ki, denemeyi özetlemeye kalkmak, insanı, tırnağının ucunu göstererek tanımlamaya benzer.........Göz gezdirilerek okunmaz. Deneme okuru, eline aldığı yazıyı kılı kırk yararcasına, irdeleyerek okur; düşünceler, duygular, gözlemler dünyasında yeni yolculuklara çıkar.
Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Kişisel görüşlerin söyleşi havasında işlenmesi denemenin özelliklerinden biridir.
B) Deneme, yazınsal bütünlüğü bozulamayan bir türdür.
C) Denemede söylenenlerin doğruluğu kanıtlanmaya çalışılmaz.
D) Denemeler konusal yönden öteki yazı türlerinden ayrılır, değişik duygu ve düşünceleri kuşatır.
E) Deneme, yazarına özgürce yazma olanağı verir, okurun düşünce evrenini genişletir.
ÇÖZÜM :
Parçanın bütününde denemenin, özetlenebilir bir nitelik taşımadığı, bu yüzden de bütün halinde okunması gerektiği vurgulanıyor. Düşüncenin akışına göre boş bırakılan yere "Deneme, yazınsal bütünlüğü bozulamayan bir türdür." cümlesi getirilmelidir. Çünkü bu cümlenin öncesinde denemenin, özetlenemeyeceği, sonrasında da göz gezdirerek okunamayacağı vurgulanmaktadır.
Doğru cevap (B) seçeneğidir.

ÖRNEK - 6 (ÖSS - 2005):
Ünlü eleştirmenlerimizden biri: "Deneme yazıyorsanız belli bir birikiminiz, söyleyecek sözünüz olmalı." diyor.....Çünkü onun hem engin bir bilgi
birikimi hem de söyleyecek pek çok sözü var.
Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Kendisi de öyle bir eleştirmen olmak istiyor.
B) Bu söz o yazarımıza çok uyuyor.
C) Kimileri onun bu görüşüne katılmıyor.
D) Bu nitelikleri taşıyan pek çok sanatçımız var.
E) Bu niteliklerden yoksunsanız eleştirmen sayılmazsınız.
ÇÖZÜM :
Parçada tırnak içinde aktarılan sözde deneme yazmanın birikim ve düşünme işi olduğu vurgulanmış. Boşluktan sonra gelen cümlede de söz konusu eleştirmenin vurgulanan özelliklere sahip biri olduğu belirtilmiş. Bu cümle, aynı zamanda B'deki yargının da gerekçesi durumundadır.
Doğru cevap (B) seçeneğidir.


3) Sonuç Cümlesi
-Paragrafta ele alınan düşünce, duygu ya da olayla ilgili bir yargının ortaya konduğu son cümledir.
-Sonuç cümlesinin işlevi, sonucu kısa ve yalın biçimde dile getirmektir.
-Ana düşünceyle aynı doğrultuda bir yargı bildirir.
-Dil ve düşünce bakımından kendinden önceki cümleye bağlıdır.
-Bu cümlelerin başında "kısaca, böylece, bu nedenle, demek ki..." gibi özetleme bağlaçları yer alabilir.

ÖRNEK - 7 (ÖSS - 2006):
Bir kez daha koca bir yılı eskitip anılarımızın arasına gönderdik. Henüz eskitmediğimiz bir yeni yıl da tüm gizemiyle çaldı kapımızı. Her geçen gün solmuş bir gül yaprağı gibi dökülüp gitti geçmişe. Anılarımızı kurutup özenle koyduk bir kitabın arasına. Yaşadığımız düş kırıklıkları, mutluluklar belki hiçbir zaman unutulmayacak; ama hiçbir zaman da bir kez daha yaşanmayacak. Doğanın değişmez yasası bu. Bir gün öncesini değil, beş dakika öncesini aynı duygularla yaşamamız olası değil. Kısacası,.........,
Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) yaşamın tadına ve anlamına vardığımız her dakika bizler için bir armağandır.
B) yaşamakta olduğumuz her an yeniden yaşanmayacak kadar değerlidir.
C) geçmişin acı ve tatlı yanlarını bir yana bırakıp günümüzü anlamlı kılmaya çalışmalıyız.
D) kaybedilen zamanın bir daha geri gelmeyeceğini düşünerek, yaşamı sevgiyle kucaklamalıyız.
E) her dönemde yaşamın bize yüklediği sorumluluklar farklılık gösterir.
ÇÖZÜM:
Verilen parçada doğanın değişmez bir yasasından, yani yaşananların bir daha tekrar edilmeyeceğinden söz ediliyor. Bu düşüncenin işlenip geliştirildiği bir paragraf, A, B, C, D seçenekleriyle tamamlanabiliyor. Ancak "her dönemde yaşamın bize yüklediği sorumluluklar farklılık gösterir" yargısı parçada anlatılanları tamamlayıcı, özetleyici nitelik taşımıyor.
Doğru cevap (E) seçeneğidir.

DÜŞÜNCENİN AKIŞINI BOZAN CÜMLELER
Her paragraf bir düşünceyle ilgili cümleler topluluğudur; ancak birbiriyle ilgisiz cümleler yığını değildir, iyi düzenlenmiş bir paragrafta, konu ve düşünce bütünlüğünü bozan, asıl konunun dışında kalan cümleler yer almaz. Her cümle, kendinden önceki cümleyi açıklayıcı ya da tamamlayıcı bir niteliğe sahiptir.
Paragrafta cümleleri birbirine bağlayan birtakım iç öğeler vardır. Düşüncenin akışını bozan cümleyi belirlerken bu öğelere dikkat edilmelidir. Düşüncenin akışını bozduğu düşünülen cümle, yok sayılarak parça yeniden okunmalıdır. Bu tür cümlelerin, parçanın gelişme bölümünde yer aldığı da göz önünde bulundurulmalı.

ÖRNEK - 8 (ÖSS - 2006):
(I) Bu dönem şairleri, dili bir mermer kütlesi gibi görüp işleyerek istedikleri biçime sokmaya çalışmıştır. (II) Bunu yaparken de dilin olanaklarını, sınırlarını zorlamıştır. (Ill) Sözcüklerin anlam ve çağrışım gücünü geliştirmeye önem vermiştir. (IV) Her şair kendine özgü bir dil oluşturma çabası içinde olmuştur. (V) Türkçenin gücünün bu çağrışımlarda gizli olduğunu anlamış ve anlatmaya çalışmıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A)l. B)ll. C) III. D) IV. E)V.
ÇÖZÜM:
Bu tür sorularda bizden, paragraftan çıkarılması gereken cümleyi bulmamız istenir. Çünkü verilen cümlelerden biri parçanın düşünce ve konu bütünlüğünü bozmaktadır, yani konu dışında kalmaktadır. Örneğin bu parçanın dört cümlesinde, dilin şairler tarafından nasıl işlenip geliştirildiği anlatılıyor. Parçanın IV. cümlesinde ise "her şairin kendine özgü bir dil oluşturma çabası içinde oluşundan" söz ediliyor. Konu dışında kalan bu cümle düşüncenin akışını bozmaktadır.
Doğru cevap (D) seçeneğidir.

PARÇAYI İKİ PARAGRAFA BÖLME
Her paragraf tek bir düşünceyi işler; yani bir yazıda paragraf değiştikçe düşünce de değişir. Dolayısıyla bir parçayı iki paragrafa bölmek ya da paragraf yapmak, bir düşünceden başka bir düşünceye geçildiğini bildirmek demektir. Öyleyse bir parçayı iki paragrafa ayırırken düşüncenin ya da konunun, özellikle hangi cümleden itibaren farklılaştığına dikkat edilmelidir. Ayrıca ikinci paragrafın ilk cümlesinin, giriş cümlesi niteliği taşıyıp taşımadığı da dikkate alınmalıdır.

ÖRNEK - 9 (ÖSS - 2005):
(I) Resim ve heykel sanatçıları insan elleri üzerinde çok durmuşlardır. (II) Ortaçağdan bu yana, ressamların yaptığı portrelere baktığınızda gözlerden çok, ellerin öne çıktığını görürsünüz. (III) Gergef üzerinde dolaşan, çenesini avuçları içine alan, vücut boyunca sarkan eller... (IV) Mutluluğun parıltısını, kaygıların kaynaşmasını, yaşamaktan usanışı hep bu ellerde görürsünüz. (V) Bundan on binlerce yıl önce insan daha kafasıyla düşünemezken elleriyle düşünmüş. (VI) insan geometri bilmeden su bentleri yapmış, matematik bilmeden parmaklarıyla saymış, sanat ve güzellik üzerine hiçbir bilgisi yokken mağara duvarlarını, bugün usta ressamların bile yapamayacağı resimlerle donatmış. (VII) Bilimsel ve sanatsal yaratılar konusunda övündüğümüz ne varsa hepsini, insan elinin çağlar boyunca yaptığı hareketlere borçluyuz.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A) II. B) III, C)IV. D)V. E) VI.
ÇÖZÜM:
Daha önce de belirttiğimiz gibi, paragraf yapmak, bir düşünceden başka bir düşünceye geçildiğini bildirmek demektir. Verilen parçanın ilk dört cümlesinde, resim ve heykel sanatçılarının "insan elin"i çağlar boyunca konu edindikleri anlatılmaktadır. Ancak V. cümleden itibaren insan elinin, bilim ve sanat alanındaki işlevi üzerinde durulmaya başlandığını, yani konunun farklılaştığını görüyoruz. Bu bakımdan, verilen parça V. cümleden başlanarak iki paragrafa bölünebilir.
Doğru cevap (D) seçeneğidir.

PARAGRAFTA DÜŞÜNCE BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI
Yazıda olduğu gibi, bir paragrafta da düşünce ve konu bütünlüğü gözetilir. Kimi sınav soruları, paragrafın anlamlı bir bütün oluşturabilmesi için yapılacak cümle değişiklikleriyle ilgilidir. Bu soruları çözerken hem düşüncenin akışına hem de cümleler arasındaki bağlantı öğelerine dikkat etmek gerekir.
ÖRNEK-10:
(I) Bir sanatçı önce kullanacağı malzemeyi seçer.(II) Sonra da bu malzemedeki estetik dışı öğeleri ayıklar. (III) O da tasarladıklarını dil aracılığıyla kısa ve öz olarak anlatır. (IV) Şairin malzemesi de dildir. (V) Örneğin, bir yontucu, mermeri fazlalıklarından arındırarak yapıtını ortaya çıkarır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle anlamlı bir bütün oluşturabilmek için, cümlelerden hangileri yer değiştirmelidir?
A) I. ve III. B) II. ve III. C) III. ve IV.
D) III. ve V. E) IV. ve V.
ÇÖZÜM:
Parçanın I. ve II. cümlelerinde paragrafın ana dü¬şüncesi belirlenmiştir. V. cümlede ise bu ana düşünce örneklenmiştir. Anlamlı bir bütün oluşturabilmek için V. cümle II.'den sonra gelmelidir. Bu durumda III. ve V. cümleler yer değiştirmelidir.
Doğru cevap (D) seçeneğidir.

PARAGRAF TÜRLERİ
Paragraflar ele aldığı konu, konuya bakış açısı ve anlatım özellikleri yönünden birkaç türe ayrılabilir. Ancak, paragrafları içerik yönünden türlerine göre ayırmak kimi zaman kolay değildir. Çünkü paragraflar bazen tek öğeyle sınırlanamaz. Bir paragrafta düşünceler açıklanabilir; bir olay anlatılabilir; bir olay anlatılırken yorum veya çözümleme de yapılabilir.

1. DÜŞÜNCE PARAGRAFI
Bir düşüncenin açıklandığı, tartışıldığı ya da savunulduğu paragraflardır. Bunlar genellikle tartışmacı ve açıklayıcı anlatım biçimleriyle kurulur. Bu paragraflarda temel amaç ana düşünceyi açık, anlaşılır duruma getirmektir. Bu yapılırken yardımcı düşüncelere yer verilir. Düşünce paragrafları çoğunlukla makale, köşe yazısı, deneme, eleştiri gibi yazı türlerinde bulunur.

Örnek:
Eskiden beri çocuk yayınlarında "çocuğa göre" kavramıyla "çocukça" kavramını birbirine karıştırmışadır. Bu yüzden, çocukların eline verdiğimiz yazılar, yapıtlar, onların yaşantılarına kapalı, sezgi ve düş güçlerini kamçılamayan, çocukça ürünlerdir. Bunların çoğu, çocuklara, içinde yaşayacakları kurmaca bir dünya sunmaz; onları, kendi dar dünyalarının sınırı dışına çıkarmaz. Kimi kalıplaşmış düşüncelerin aktarımı için birer araçtır yalnızca. Dokularına, yaşamın renkliliği, zenginliği sinmemiştir. Bu nedenle yazılı ve basılı simgeler evrenine karşı, açığa vurulmamış bir nefret geliştirir çocuklarda.
Bir eleştiriden alınan bu düşünce paragrafında yazar, çocuklara sunulan ürünlerin sığlığından, basitliğinden yakınıyor ve bunların çocuk ruhunu doyurmaktan uzak olduğu yönünde bir eleştiride bulunuyor.

2. OLAY - DUYGU PARAGRAFI:
Okuru bir olayın içinde yaşatmak ve onu bu yolla bir duyguya ortak etmek amacı taşıyan paragraflardır. Genellikle öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimiyle kurulur. Olay - duygu paragraflarında ana düşünce genellikle paragrafın tümüne sindirilir. Bu durumda paragraf bütün olarak ele alınmalıdır. Bu tür metinlerde ana düşüncenin yerini ana duygu alabilir.

Örnek:
Ünlü şairin ölüm haberini radyodan işiten kişiler, bir an sustular. Ne kadardır bu an? Bir saniye mi? O kadar işte! Sonra hiçbir şey olmamış gibi geçtiler gündelik konuşmalara. Bu kadarcıktı bir şairin, hem de tanınan, sevilen bir şairin ölümünün uyandırdığı yankı, tepki. Böyle mi olmalıydı? Yüreğimi burkan bu soru geldi, takıldı kafama.
Bu parçanın bütünündeki en belirgin duygu, toplumun ünlü bir şairin ölümüne karşı göstermiş olduğu duyarsızlıktan ileri gelen büyük üzüntüdür. Yazar, duygularını dile getirirken de öyküleyici bir anlatıma başvurmuştur.
Örnek:
Doğuda dağlar kar altında yatarken bahar geldi dağlarına Ege'nin. Yeşille kucaklaştı toprak; dağ taş yemyeşil. Sanki papatya denizi Datça, göz alabildiğine uzanan. Bahar kokuyor her yer. Kırlar rengârenk çiçek...
Bahara özgü görüntülerin betimlendiği bu parçada, baharın gelişinden duyulan sevinç dile getirilmektedir. Parçanın duygu ağırlıklı olduğu ve parçada betimleyici bir anlatıma başvurulduğu söylenebilir.

ÖRNEK - 11:
Bir zamanlar bir bahçıvanın yanında çalışıyordum. Bahçıvan, bir defne ağacını budamamı istedi. Ağacın küre biçiminde olması gerekliydi. Ben hemen fazla uzamış filizleri kesmeye başladım. Ama bir defa bir yanını, bir defa öbür yanını fazla kesiyordum. Sonunda ortaya bir küre çıktı, ama çok küçüktü. Bahçıvan düş kırıklığıyla, "Çok güzel! Bu bir küre, ama defne ağacı nerede?" dedi. Bu durum şiirde de böyledir.
Bu hikâyeden sanatla ilgili çıkarılabilecek yargı, aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Sanatta güzellik kadar boyut da gözetilmelidir.
B) Biçimle uğraşırken içerik de korunmalı.
C) Sanatçılar, piyasa kurallarını yakından izlemeli.
D) Sanat eserlerinde toplumsal yarar da aranmalı.
E) Yeni sanatçılar, ustaların eleştirisinden yararlanmalı.
ÇÖZÜM:
Parçada bir öyküden yola çıkılarak, sanat eserinde biçim ve içerik sorunu ele alınmıştır. Yazarın asıl anlatmak istediği "Bu bir küre; ama defne ağacı nerede?" sözüyle özetlenmiştir. Yani sonuçta istenen bir biçim ortaya çıkmıştır; ama defne ağacının niteliği bundan zarar görmüştür. "Bu durum şiirde de böyledir." sözüyle biçimle uğraşırken içeriğin de korunması gerektiği düşüncesi vurgulanmıştır.
Doğru cevap (B) seçeneğidir.

UYARI:
Bir olay ya da duygunun işlenip geliştirildiği paragraflarda ana düşünce kavramının yerini ana duygu alır. Ana duygu şiir, anı, öykü, roman gibi edebi türlere özgü metinlerde söz konusu edilir. "Aşk, ölüm, yaşama sevinci, barış, özlem, yakınma, yalnızlık..." gibi duygular bir parçanın âna duygusunu oluşturabilir.

ÖRNEK -13:
Babalarla çocukların birbirini anlayamadığı kimi dönemler vardır. Böyle bir dönemden ben de geçtim. Bugün artık hayatta olmayan babamla ilişkilerim, hiç de iyi değildi. Çünkü o zamanlar, dünya görüşüyle benim karşımda yer almıştı; ama hiçbir zaman beni reddetmedi; tersine anlamaya çalıştı. Bense onun bu görüşte olmasını kabul edemedim. Aslında farklı düşünse de hoşgörülü olabilirmiş insan.
Bu parçada dile getirilmek istenen duygu ya da davranış özellikle aşağıdakilerden hangisidir?
A) Özlem        B) Yakınma   C) Pişmanlık D) Suçlama     E) Özenme
ÇÖZÜM:
Verilen parçada yazar, babasının bir zamanlar kendisine karşı gösterdiği anlayış ve hoşgörüye karşılık verememiş olmaktan duyduğu pişmanlığı dile getiriyor. Bunu da özellikle paragrafın son cümlesinde açıkça belirtiyor.
Doğru cevap (C) seçeneğidir.

ÖRNEK-14:
Bakma sana bir ad verdiklerine
"Ahlat ağacı" dediklerine
Yerle gök arasında bir karaltısın
Ve bütün dünya seni unutmuş
Sanki kim bilecek yaşadığını
Gelmese dallarına birkaç fakir kuş
Bu parçada en belirgin duygu, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Vefasızlık B) İmrenme
C) Yalnızlık D) Özlem
E) Yakınma
ÇÖZÜM:
Verilen dizelerde, yalnızlığa terk edilmiş, varlığı sadece birkaç kuş tarafından bilinen bir ağaçtan söz ediliyor. Parçada işlenip geliştirilen ana duygu "yalnızlık"tır. Doğru cevap (C) seçeneğidir.

PARAGRAFTA SÖZÜ EDİLEN KİŞİNİN NİTELİKLERİ
Kimi paragraf soruları paragrafta tanıtılan kişinin nitelikleriyle İlgilidir. Bu sorular çözülürken seçeneklerde verilen niteliklerin, paragrafta tanıtılan kişiye özgü nitelikler olup olmadığına dikkat edilmeli. Paragraf dikkatlice okunurken, söz konusu kişinin özelliklerini ifade eden cümlelerin altı çizilmelidir.
Şimdi konuyla ilgili aşağıdaki ÖSS soruları üzerinde duralım:

ÖRNEK -15 (ÖSS - 2006):
Yazı insanıyım ben. Yazıdan başka bir şey düşünmem. Geçimimi de yazarak sağlıyorum. Televizyon haberciliği bana, açık, kısa cümlelerle yazmayı öğretti. Bir buçuk dakikalık haberde bütün gün izlediğin olayı anlatmak zorundasın. Zaten televizyonda uzun cümleler dikkati dağıtır. Eline gazete alıp okumak gibi değildir. Basında röportajlar, diziler hazırlarken yerim genişti. Yine de kısa, anlaşılır yazmaya özen gösterirdim. Reklam için metin yazmak ise bambaşkadır. Kırk beş saniyelik reklamlara metin sığdıracaksın. Kısacası yazıyı, yaptığım işe uydurmayı öğrendim.
Aşağıdakilerden hangisi böyle diyen bir yazarın özelliği değildir?
A) Yaşamını yazmaya adama
B) Okurların ilgisini değerli yapıtlara yönlendirme
C) Anlatımını yoğunlaştırma
D) Bir işle ilgili değişik ürünler üretme
E) Yazıyı türsel özelliklerine göre oluşturma
ÇÖZÜM:
Şimdi, parçada konuşan kişinin özelliklerini ifade eden cümlelerle seçenekleri eşleyelim:
(A) Yaşamını yazmaya adama - Yazı insanıyım ben, yazıdan başka bir şey düşünmem.
(C) Anlatımını yoğunlaştırma - Televizyon haberciliği bana, açtk, kısa cümlelerle yazmayı öğretti
(D) Bir işle ilgili değişik ürünler üretme - Basında röportajlar, diziler hazırlarken... reklam için metin yazmak..
(E) Yazıyı türsel özelliklerine göre oluşturma -Kısacası yazıyı, yaptığım işe uydurmayı öğrendim.
Görüldüğü gibi, B seçeneği dışında bütün seçenekler eşlenebiliyor. Doğru cevap (B) seçeneğidir.

ÖRNEK -16 (ÖSS - 2005)
İlgimi, kültürel konulara, yaşadığım kentin tarihine yönelttim. Bu da beni bir tür kedere itti. Ne var ki ben bunun altında ezilmedim. Çalıştım, uğraştım, kitaplarımı yazdım. Hayatımdan memnunum. Hiçbir arkadaşım benim için "hüzünlü" demez. "Sinirli, enerjik" diyebilir; ama belirgin niteliğim "hüzün" değil. Olsa olsa şunu söyleyebilirler benim için: "Kâğıdı, kalemi eline alınca kaleminin ucuna gelenler bunlardır."
Aşağıdakilerden hangisi, bu sözleri söyleyen yazara özgü bir nitelik değildir?
A) Çabuk kızan, hareketli
B) Ürünler ortaya koymak için çabalayan
C) İçinde bulunduğu koşullardan şikâyetçi olmayan
D) Yazdıklarıyla yaşadıklarını örtüştüren
E) Kendi özelliklerini tanıyan
ÇÖZÜM :
Verilen parçada söz konusu yazar kendisinin "sinirli, enerjik" olarak tanımlanabileceğini söylüyor; bu, yazarın çabuk kızan, hareketli biri olduğunu gösterir. Yazar, "Hayatımdan memnunum." diyerek içinde bulunduğu koşullardan şikayetçi olmadığını vurguluyor. Yine yazarın durmadan çalışıp üreten biri olduğunu parçadan anlayabiliyoruz. Yazar, kendisiyle ilgili değerlendirmeler yaptığına göre, onun "kendi özelliklerini tanıyan" biri olduğunu söyleyebiliriz. Ancak parçadan "yazarın yazdıklarıyla yaşadıklarını bütünleştiren biri olduğu" çıkarılamaz.
Doğru cevap (D) seçeneğidir.

PARAGRAF SORULARININ ÇÖZÜMÜYLE İLGİLİ EK BİLGİ :
1.
Önce paragrafın soru kökü okunmalı; soru kökünde ne istendiği tam olarak belirlenmeden paragraf metnine ve seçeneklere geçil-memelidir.
2. Paragraf metnini, çok önemsediğimiz bir kişiye aitmişçesine büyük bir dikkatle okuyup anlamaya çalışmalıyız.
3. Soruyu paragrafta anlatılanlara göre çözmeliyiz. Kişisel görüşlerimizi kesinlikle soruya yansıtmamalıyız. Paragrafın dışına çıkmadan anlatılanları paragrafın bütünlüğü İçinde değerlendirmeliyiz, Yazarın görüşlerine katılıp katılmamamız bir anlam ifade etmez.
4. Soru çözerken olumsuz soru köklerine dikkat edilmeli. Soru köklerindeki olumsuz yüklemler bir şekilde işaretlenmelidir. "En önemli", "daha çok", "özellikle" gibi uyarılara dikkat edilmeli. Bu tür soruların güçlü çeldiricilere sahip olduğu unutulmamalıdır.
5. Paragraf çalışması yaparken anlamını bilmediğiniz sözcükleri, söz öbeklerini not etmeli ve bunların anlamlarını öğrenmeye çalışmalıyız. Sözcük dağarcığımızın genişliği kavrama gücümüzü artıracaktır.
6. Halihazırdaki en iyi soru bankalarından biri, ÖSS'de çıkmış sorulardır. Önceki yılların ÖSS soruları mutlaka çözülmeli ve incelenmelidir.

 

 

TEST
1.....Öyleyse bir yapıtı önemli ve yeni kılan nedir? Elbette o yapıtın dilidir, anlatım özelliğidir. Bir romanın biçimini ve öteki romanlardan farkını da o romanın kendine özgü dili belirler.
Bu parçanın başına, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Doğru ve etkili yazmak emek ve deneyim ister.
B) Bugün güneşin altında anlatılmamış, yazılmamış bir şey bulabilmemiz çok zor.
C) Her konu kendi biçimini birlikte getirir.
D) Okur, genellikle bir yapıtta neyin anlatıldığına bakar.
E) Toplumsal yarar gözetmeyen bir yapıtın edebi bir değeri yoktur.

2. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olamaz?
A) Biri bana çattığı zaman öfkem değil, dikkatim uyanır.
B) İnsan öfkelendi mi düşünemez olur, aklından önce sinirleri işler.
C) Tartışmada doğruyu bulmak tartışanların biricik kaygısı olmalıdır.
D) Oysa yanlışımızı düzeltmek isteyenlere karşı hep yumruklarımızı sıkıyoruz.
E) Ben, dostlar arasında açık, yiğitçe konuşulmasını isterim.

3. Bir öykü dili oluşturabilmek için iyi bir gözlemci olmak, araştırma ve inceleme yapmak, bire bir yaşanmış olsa bile öyküde olmaması gereken fazlalıkları ustalıkla ayıklamak gerekiyor. "Öyküde bir silahtan söz edilmişse, o silah öykünün bir yerinde mutlaka patlamalı." sözü çok yerinde söylenmiş bence. Öyküde...
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) verilmek istenen ileti ayrıntılarda gizlidir.
B) olaylar anlatılırken gerçeklere bağlı kalınmalı.
C) okuru şaşırtan bir dil kullanılmalı.
D) açıklık ve özgünlük esastır.
E) her ayrıntının, her diyalogun bir işlevi olmalı.

4........Toplumcu edebiyat, boyuna toplumsal sorunların ve durumların etkilerini didikliyor; insanları o sorunların birer uzantısı, birer kuklasıymış gibi görüyordu. Hatta sorunların altında ezilmelerine ses çıkarmıyordu. Bireyci edebiyat da işledikleriyle tekrara düşüyor, kapalı bir alanda birbirine benzeyen ürünler üretiyordu. Bence bu yanlıştı, iki yaklaşım da içeriklerini ve biçimlerini kaynaştırarak pekala hiç denenmemiş bir yapı kurabilirdi.
Bu parçanın başına, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Edebiyat anlayışı kuşaktan kuşağa değişiklik gösterir.
B) Bana göre toplumcu edebiyatın da, bireyci edebiyatın da eksiklikleri vardı.
C) Toplumcu edebiyat, her zaman, bireyci edebiyattan bir adım önde olmuştur.
D) Toplumcu edebiyatla bireyci edebiyat sürekli olarak birbirini etkilemiştir.
E) Bireyci edebiyatçıların düşünceleri ile eylemleri birbirini tutmuyordu.

5.Günümüzde "Sanat sanat içindir." ya da "Sanat halk içindir." gibi kesinlemeler çok eskimiş, çağın gerisinde kalmıştır. Elbet sanat halk içindir; ama her türlü estetik yüceliğe ulaşmak koşuluyla. "Sanat sanat içindir." diyenler, sanatın estetik yücelik taşıması yanına işaret etmek istiyorlarsa büsbütün haksız sayılmazlar.......
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Çünkü sanatın bir işlevi de topluma yararlı olmaktır.
B) Süslü ve özentili anlatımlar, çoğu zaman estetik kaygıdan kaynaklanır.
C) Edebi eserde içerik de son derece önemlidir.
D) Estetik olgunluğa ulaşmamış yapıtlar, halka ne kadar yararlı olabilir ki...
E) Böyle zamanlarda okurun beklentileri sanat ve edebiyata yön verebilir.

6. (I) Bir adam bir ülkenin yazarıysa; düşleri de o ülkenin düşleridir, düşüncelerini de o ülke etkiler. (II) En soyuttan en somuta kadar o ülkenin koşullarının yazarı etkilemesi gerek. (III) Örneğin politikanın bir yazarı etkilememesi düşünülebilir mi? (IV) Politik yaşıyoruz hepimiz, politikanın içindeyiz ister istemez. (V) Bireysel acılarımızı yansıtmak için bir araç olarak göremeyiz sanatı. (VI) Ne kadar yazar isek o kadar da insanız. (VII) İnsan olduğumuz için de o politikayla uğraşmak durumundayız.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II. B) III. C)IV. D)V. E) VI.

7. Yoo, hiç öyle düşünmüyorum. Aksine, yazdığım gazetelerde en çok sevilen yazardım. Annemden o kadar çok sevgi gördüm ki... Tek çocuk olunca dünya senin üzerine kuruluyor. Bu, bende doygunluk yaratmış. Seviliyor muyum, ne kadar sevimliyim gibi düşüncelerim yok bu yüzden.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin karşılığı olabilir?
A) Köşe yazarlığını bırakmayı düşünüyor musunuz?
B) Annenizle ilişkileriniz sonradan mı bozuldu?
C) Hak ettiğiniz sevgiyi görmediğinizi düşünüyor musunuz?
D) Sevgiyi anlatmaya zamanınız olmadı mı?
E) Artık gazeteciliği sevmiyor musunuz?

8. (I) İnsanların yaşamı Türkiye'de birtakım rastlantılara bağlı. (II) Birçok şeyi kendiniz seçmiş olmuyorsunuz. (III) Birdenbire, bakıyorsunuz ki eleştirmen olmuşsunuz. (IV) Ben çocukluğumdan beri edebiyata meraklıydım. (V) Lise yıllarında şiirler, hikâyeler yazdım.(VI) Üniversitede ise hikâye ve şiiri bırakıp eleştiriye başladım.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragrafın kaçıncı cümleyle başlaması uygun olur?
A) II. B) fil. C)IV. D)V. E) VI.

9. (I) Roman ile öykü ilk bakışta birbirine akra¬ba gibi görünüyorsa da, hem yazarken, hem okurken farklı çabalar gerektiriyor. (II) Öykü içten, yaşamla içlidışlıdır. (Ill) Roman ise yapay geliyor bana. (IV) Romanda genellikle başı sonu belli bir olay vardır.V) Öykü ise bir kesit sunar; yaşam deneyimlerimizle ör-tüşen, sonu her okuyan için başka olan bir koşutluk.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisinin yerine "Çünkü önceden tasarlanmış bir kurguya sahiptir hep." cümlesi getirilirse parçanın anlam akışı değişmez?
A)l. B) II. C) III. D) IV. E)V.

10. ... Bunun nedeni köyde doğup büyümüş, uzun yıllar köyde çalışmış olmamdır. Bu yüzden bilincim ve bilinçaltım, köy yaşayışının izleriyle dolu. Sanat bir yerde dışa vurma olduğu için, ben de köy yaşamından gelen izlenimleri dışa vuruyorum.
Bu parçanın başına, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Köy yaşayışını anlatırken süslü ve özentili anlatımlardan kaçınıyorum.
B) Eserlerim şehir kadar, kırsal kesimi de yansıtır.
C) Genellikle toplumsal gerçekleri ele alıyorum.
D) Kent sorunlarını ele almaya zamanım yok.
E) Köy sorunlarını işlemek artık bana da sıkıcı geliyor.

11. Ben, röportaj yaparken bile hiç not almadım; değil roman için. Biriyle röportaj yapmaya giderdim. Elime teyp, kalem gibi şeyler almadan konuşur gelirdim. Rakamları bile not etmezdim. Sonra köşeme çekilip görüşmelerimi yazmaya başlardım.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?
A) Yazarken hangi kaynaklardan yararlandınız?
B) Belleğinize ne kadar güveniyorsunuz?
C) Romanlarınızı yazarken notlardan yararlanır mısınız?
D) Röportaj yaparken not alır mısınız?
E) Yazarken hangi yöntemlere başvurursunuz?

12. (I) Dergilerin varlığını keşfettiğim yıllar benim için çok önemlidir. (II) O dergilerde okuduğum öykülerin kuruluş biçimi, içeriği ve dili bana çok değişik gelmişti. (III) Onların, benim gazetelerde yayımlanan öykülerimle uzaktan yakından bir ilgisi yoktu.(IV) Hayranlıkla karışık bir şaşkınlık içinde, onlara benzer öyküler yazmaya başladım.(V) Çünkü benim yeniden doğuşum, edebiyat dergilerini tanımamla başlar.
Bu parçanın anlam akışındaki bozukluğu gidermek için, aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A) I. cümleyle II. yer değiştirmeli
B) II. cümleyle III. yer değiştirmeli
C) III. cümleyle IV. yer değiştirmeli
D) IV. cümle II. den sonra gelmeli
E) V. cümle I. den sonra gelmeli

13. (I) insan gelişiminde oyuncakların katkısı sanıldığından daha çoktur. (II) Oyuncak bir ayıcık veya özel bir bebek çocuğun annesinden sonra en yakın arkadaşı olabilir. (III) Bu oyuncak ayıcık veya bebek onun sırlarını paylaşır, kızgınlığına katlanır, huzursuzluğunu giderir. (IV) Çocuk bir evcil hayvanla mutluluğunu veya mutsuzluğunu paylaşabilir, öfkesini ona bağırarak giderebilir. (V) Ona bakarak birine bir şeyler vermenin, yardım etmenin zevkini tadabilir.
Yukarıdaki parçada numaralanmış hangi cümleden sonra "Evcil hayvanlar da aynen bu oyuncaklar gibi çocuğun yaşamında etkili olabilirler." cümlesi getirilirse parçanın anlam bütünlüğü bozulmaz?
A)l. B) II. C) III. D)IV. E)V.

14. Güzel sanatlar, edebiyat, bilim, eğitim, spor, medya, siyaset gibi kültürel yapıyı belirleyen unsurlarla ilgili sorunlar, zaman zaman yaşadığımız çağdan soyutlanarak değerlendiriliyor: "Biz adam olmayız.", "Biz bunu hak ettik.", "Başka türlüsü beklenemezdi zaten." türünden düşünceler veya şaşkınlıklar, kahrolmalar, isyanlar, öf keler...Tıpkı ocak ayında camdan dışarı baktığımızda hayretle "Kar yağıyor!" diye bağırmamız gibi bir şey bu. Elbette kar yağma olasılığı kış mevsiminde en yüksek seviyesindedir. Asıl yaz mevsiminde kar yağarsa şaşırmalı. Dolayısıyla......
Düşüncenin akışına göre bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) sorunları içinde yaşadığımız çağdan soyutlamamak gerekiyor.
B) yakınmalarımız nedensiz değildir.
C) sorunlarımıza hemen o anda çözüm bulmamız gerekiyor.
D) günlük yaşamda ve kültürel ortamdaki gelişmeler, şaşkınlık yaratmaya devam edecektir.
E) sabırsızlığımız bu konuda da kendini belli ediyor.

15. (I) Bilinen en eski minyatürlere Mısır'da rastlanır. (II) Bunlar 2. yüzyılda papirüs üzerine yapılan minyatürlerdir. (III) Daha sonraki dönemlerde Yunan, Roma, Bizans ve Süryani elyazmalarının da minyatürlerle süslendiği görülür. (IV) Çizgi çizmek ve ince ayrıntıları işlemek için, kedi tüyünden yapılan çok ince fırçalar kullanıldı. (V) Hıristiyanlık yayılınca minyatür özellikle elyazması İncil'leri de süslemeye başladı. (VI) Avrupa'da İse minyatürün gelişmesi 8. yüzyılın sonlarına rastlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II. B) III. C)IV. D)V. E) VI.

16. (I) Mustafa Çelebi, Selimiyell Reşid, Süleyman Çelebi ve Levnî,18. yüzyılın ünlü nakkaşlarıdır. (II) Bunlardan Levnî, Türk minyatür sanatında bir dönüm noktasıdır. (III) Geleneksel anlayışın dışına çıkarak kendine özgü bir biçim geliştirdi. (IV) 19. yüzyıl başlarında yenileşme hareketleriyle birlikte minyatürde Batı resim sanatının etkileri görüldü. (V) Minyatür yavaş yavaş yerini çağdaş resme bırakmaya başladı. (VI) Ama Batı'da olduğu gibi ülkemizde de geleneksel bir sanat olarak varlığını sürdürmektedir.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragrafın kaçıncı cümleyle başlaması uygun olur?
A) II. B) III. C)IV. D)V. E) VI.

17. (I) Romalılar, heykel sanatında yaratıcılık gösterememişlerdir. (II) Yunan heykellerini taklit edip çoğaltmakla yetinmişlerdir. (III) Bu dönemde yapılan portrelerde, her türlü yüz ifadesi ve kişisel özellik başarıyla işlenmiştir. (IV) Portrecilik, özellikle Cumhuriyet Dönemi'nde çok gelişmiştir. (V) Buna karşın portrecilikte çok başarılı olmuşlardır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerle anlamlı bir bütün oluşturabilmek için, cümlelerden hangileri yer değiştirmelidir?
A) I. ve II. B) II. ve III. C) II. veV.
D) III. ve V. E) IV. ve V.

18. Sait Faik'le benim dünyam arasında yakınlıklar bulanlar kimlermiş acaba? Ben düşünüyorum da Sait Faik'le benim yaşamlarımız arasında bir yakınlık olamaz. O, büyük kentte, Avrupa falan karışımı bir yaşamın adamı. Denizi, balıkçıları ve martılarıyla değişik bir yaşam... Bense Anadolu'da, doğunun sonsuz karları altında, odun sobasının başında, şantiyelerde, yol yapımlarında, dağlarda, kırlarda ve beni çok etkileyen bozkırlarda büyümüş biriyim.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?
A) Yazarken Sait Faik'ten etkilendiğiniz oldu mu hiç?
B) Sait Faik'in yaşam tarzını ilginç bulduğunuz doğru mu?
C) Sait Faik'in çocukluğuyla sizinkini karşılaştırabilir misiniz?
D) Sait Faik'le ortak yönlerinizin olduğu doğru mu?
E) Sait Faik okurları sizi çok seviyorlar, neden acaba?

19. (I) Yazar, yazarken işleyeceği konunun oluşma evresine döner. (II) Hatta, yirmi otuz yıl öncesine döner ve yirmi otuz yılı birkaç dakikaya sığdırır. (Ill) Bu da onun otuz kırk yılı birden, çok yoğun bir biçimde beyninde, ruhunda, iliklerinde duymasını sağlar. (IV) Bu yüzden yazarken yaşamak, bütün yaşam biçimlerinin en verimlisi, en anlamlısıdır. (V) Yazara sunulmuş büyük bir armağandır bu.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin han¬gisinde parçanın ana düşüncesi belirtilmiştir?
A)l. B) If. C) III, D) IV. E) V.

 

Cevap Anahtarı: 1)B 2)D 3)E 4)B 5)D 6)D 7)C 8)C 9)D 10)B 11)C 12)E 13)C 14)A 15)C 16)C 17)D 18)D 19)D

 

 

TEST
1. Kendimi bildim bileli okuyorum. Bu okumaların içinde "Gün gelecek ben de yazacağım." düşüncesi hep vardı. Fakültede, samimi arkadaşlardan oluşmuş küçük bir grubumuz vardı. Neşeli, yaramaz, okuyan çocuklardık. Bu arkadaşlarımızdan biri hastalanıp yatağa düşünce, ben onun, bizim günlük yaşamımızın, İstanbul'u altüst edişlerimizin dışında kalmasına hiç dayanamadım. Başladım, her akşam ona beş on sayfalık mektuplar yazarak yaşadıklarımızı anlatmaya. Bir süre sonra, bu öğrencilerin yazarı olmuştum adeta. Kalemi elden bırakamadım bir daha.
Bu parçanın bütününde yazar, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır?
A) Bilgi birikimini arkadaşlarına borçlu olduğunu
B) Okumayı çocukluğundan beri sürdürdüğünü
C) Yazma serüveninin ne zaman ve nasıl başladığını
D) Yazma heyecanını hiçbir zaman yitirmediğini
E) Gençlik anılarının etkisinden kurtulamadığını

2. (I) Modern romanlar, okurlarından birçok zihinsel uğraş ister; onlara bir yığın bilmece sorar. (II) Bu karakter hangi anlatıdan gelmektedir, şu diyalog nereye gönderme yapmaktadır, bu olay hangi dramın parodisidir?
(III) Sözgelimi, edebiyatın çehresini değiştirdiği kabul edilen irlandalı yazar James Joyce, başyapıtı Ulysses için, "İçine o kadar çok bilmece bulmaca ve zeka oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar, insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur." diyor.
(IV) Bu açıdan Joyce'un, göreceli ölümsüzlüğü garantilediği söylenebilir. (V) Ulysses, içerdiği bilmece ve zeka oyunlarının karmaşıklığıyla, yazıldığından bu yana geçen yüz küsur yıldır hem profesörleri hem de entellektüelleri meşgul etmeye devam ediyor.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce, numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilmektedir?
A)l.      B) II.     C) III.     D) IV.    E) V.

3. Günlük tutmanın yararını savunanlar, günlükten, bir romancının nasıl çalıştığını, bir romanın nasıl oluştuğunu öğrenebileceğimizi söylerler. Günlükler, bunu gerçekten veriyorsa, pek yüksek bir sonuçtur bu. Sadece okurlar değil, yazarlar da merak eder bunları. Bunca roman yazdım; ama ne bir romancının çalışmasını, ne de bir romanın nasıl yazıldığını kolayca anlatabilirim. Karşılaştığım deneyimli yazarlara da sorar dururum; kimileri uzun uzun anlatır. Ama anladığım kadarıyla bunun bir kuralı, bir yöntemi yok. Yazarsan yazılır, yakıştırabilirsen roman olur; bu derece karmaşık ya da yalın bir şey.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir romanın günlüğünü tutmak, okurun merak duygusunu gidermede önemli rol oynar.
B) Sanat eserlerinin hangi yöntemlerle oluşturulduğunu açıklamak apayrı bir ustalık ister.
C) Romancı günlüğü yazmak yerine, roman yazmak daha yararlı bir uğraştır.
D) Günlükler, bir romanın oluşma sürecine açıklık kazandırmada yetersiz kalır.
E) Roman, tek bir yöntemle yazılamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahiptir.

4. Yaşama ve insana dönük olmayan bir öykü, istediği kadar anlatım yetkinliğine ulaşsın, sunduğu sanal dünyanın bende bir iç titreşim yaratabilmesi çok zordur. O benim için sadece bir yazı zanaatıdır. Aynı şekilde, yaşama dönük olan; ama yetkin bir öykü dili kuramayan kupkuru bir anlatı da bir etki yaratmaz bende.
Bu parçada anlatılmak isteneni bütünüyle içeren yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsana ve yaşama dönük olmayan öykünün bir etki yaratamayacağı
B) Öykünün bir bütün olarak ele alınması gerektiği
C) Sıradan ya da özentili bir anlatımla öykü yazlamayacağı
D) iletisi olmayan öykünün kalıcı olamayacağı
E) Öykünün yaşamdan yola çıkılarak yetkin bir dille yazılması gerektiği

5. Gençler için edebiyatın en tehlikeli, en zor bölgesidir yer edinme bölgesi. Edebiyat dünyasında ortalama bir yetenekle yer edinemezsiniz. Herkesi allak bullak eden bir ses, bir biçim getireceksiniz ve bunları çok özgün bir yapı içinde sunacaksınız. Ama, yer edinmek için bunlar da yetmez. Çünkü sizden önce köşebaşlarını tutanlar, yanlarında tezgah kurmak isteyenlere kolay kolay yer açmazlar; kazandıklarını yitirirler korkusuyla. Onun için sürekli savaşacaksınız. Ansiklopedilere, antolojilere adınızı yazdıracaksınız; televizyonlarda boy gösterip yenilir yutulur bir lokma olmadığınızı kanıtlayacaksınız.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?
A) Edebiyatta kalıcı bir yer edinebilmenin koşullarından biri de üstün bir yeteneğe sahip olmaktır.
B) Şaşırtıcı ve özgün bir anlatıma sahip olmak, edebiyat dünyasında yer edinmeye yetmez.
C) Rekabet ortamı, edebiyatçıların verimini ve başarı düzeylerini artırır.
D) Kimi edebiyatçılar konumları sarsılır kaygısıyla genç yeteneklere fırsat vermek istemezler.
E) Kendini kanıtlamak isteyen genç edebiyatçı medyanın gücünü de kullanmak zorundadır.

6. Öykülerim, çocukluktan ve gençlikten esintiler taşır: ilk yanılmalar, ilk hayal kırıklıkları; serseriler, kimsesizler, delikanlılar ve insanlığa verilen mesajlar... Duygu yoğunlukları, sevinçler, hüzünler, olumlu olumsuz izlenimler taptaze, dinamik ve samimi bir anlatımla canlanır öykülerimde. Kişiler gerçektir; yaşamdan sayfalara, sayfalardan yaşama, üstlendikleri misyonlarla yürür gibidirler. Baştan beri, hiç kimsenin yazmadığı öyküler yazmaktı amacım. "Bunlar onun öyküleri, onun kişileri." diye tanımlanabilecek bir dünya kurmaya çalıştım hep. Kurdum da.
Bu parçada yazar, kendisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinmemiştir?
A) Duygu dünyasını ve izlenimlerini özgün, coşkulu ve sıcak bir anlatımla yansıtan öyküler yazdığına
B) Baştan beri, benzersiz öyküler yazabilme çabası içinde olduğuna
C) Öykülerinde düşle gerçeği kaynaştırarak anlatmaya çalıştığına
D) Sanat yaşamındaki hayalini gerçekleştirdiğini düşündüğüne
E) Öykü kişilerini, yaşamla iç içe olan, sıradan insanlar arasından seçtiğine

7. (I) Hayvanlar insanlar için büyük bir öneme sahip canlı gruplarıdır. (II) Onlarsız bir yaşam düşünmek oldukça zor ve anlamsızdır. (Ill) İnsanoğlunun şu her şeye sahip olma hastalığı, doğayı da doğadaki canlıları da kasıp kavurmaya devam ediyor. (IV) Çünkü insanlık tarihi boyunca hayvanlar insanların hem en önemli yaşam kaynağı hem de en yakın dostu olmuştur. (V) Çocuklarımızın da bu dostluktan pay alabilmeleri için onlara hayvan sevgisi aşılamamız gerek.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A)l.      B) II.     O) 111.     D) IV.    E) V.

8. Ben öykünün yaşamla olan sıkı bağlarına tutuldum; bana sağladığı geniş olanaklara, sunduğu kuralsızlığa. Önceleri öykü olabilecek durumlar, olaylar arardım. Ama, yaşamı öykünün malzemesi olarak görmenin yapaylığa düşmekten başka bir şey olmadığını anladım. Bir bakış, bir müzik parçası, aniden bastıran bir yağmur karşısında sarsıldığım oluyor. O an, ancak bir öykünün içinde anlam kazanacak bir söz, bir cümle oluşuyor kafamda. Gözlemler, anımsamalar, sözcükler ve cümlelerle süren bu yolculuğun nasıl bir öyküye dönüşeceğini bilmeden, keyifle yazıyorum.
Aşağıdakilerden hangisi, bu sözleri söyleyen öykücünün bir özelliği değildir?
A) Gerçek duygularını yansıtmakta zorlanma
B) Yaşanmış olayları anlatmaktan kaçınma
C) Anlık duygulanımlardan yola çıkarak yazma
D) Bir plana ya da kurala bağlı kalmadan yazma
E) Anlatımda doğallığı benimseme

9. Yazarlık becerisi yüzde yüz çalışmadır, yüzde yüz okumadır, yüzde yüz dünyayı yaşama, dünyayı kavramadır. Tabii bir de müthiş bir sevgidir; dünyayı, dili sevmedir. Yazar dilini sevmelidir; çünkü yazarlık söz sanatıdır, edebiyat dille yapılıyor. Dilin çok iyi kavranması, derinliğine varılması gerekiyor.
Bu parçada yazarlığın hangi yönü üzerinde durulmamıştır?
A) Emek ve birikimle elde edilebileceği
B) Yetenek ve inanç gerektirdiği
C) Dilin inceliklerini bilmeyi gerektirdiği
D) Temelinde anadili sevgisinin bulunduğu
E) Dünyayla iç içe olmayı gerektirdiği

10. Dünyaya açık bir sanatçı Necati Cumalı. Çağdaşları gibi "gerçekçilik" ya da "toplumsallık" çerçevesine hapsetmedi kendini. Ama insanımızın dertlerine de ilgisiz değildi. Güzellikleri yansıttı oyunlarına, öykülerine, şiirlerine. Dil konusunda da saplantısı yoktu. Konuştuğu, hissettiği, bildiği gibi yazdı. Bir yazar ömrüne, sayılamayacak kadar eser sığdırmayı başardı. Dizeleri, nar tanesinden taze, güzelliğini sürdürüyor yıllardır.
Bu parçada sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinil-memiştir?
A) Toplumsal sorunlardan uzak kalmadığına
B) İlginç konular bulmaya çalıştığına
C) Kendini belirli bir edebiyat anlayışıyla sınırlandırmadığına
D) Edebiyatın değişik alanlarında ürünler verdiğine
E) Doğal bir dille kalıcı, güzel şiirler yazdığına

11. O zamanlar şenlikli bir kentti Erzurum. İnsanlar birbirini tanırdı. Geleneksel yaşam biçimleri, bağlı olunan değerler çözülmemişti henüz. Sokakların dili vardı, mahallelerin yaşam kültürü iz bırakıyordu bizlerde. Sözün atlaslarını buralarda kuşanıyorduk. İyi, güzel, doğru olana eğilim; bilgiye, aydınlığa bağlılık daha fazlaydı insanlarda.
Bu parçadaki en belirgin duygu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Pişmanlık B) İmrenme
C) Özenme D) Suçlama
E) Özlem

12. Şimdi İsveç insanını, İsveç yazarlarının yaşamını anlatsam, yazdıklarımda doğallık ya da şiirsellik bulamazsınız. Hep yapay kalır anlattıklarım. Çünkü doğa ile ilişkisini kesmiş o insanlar, yabancılaşmış. Nasıl doğa bu insanlardan elini çekmişse; doğayla birlikte şiir de, dostluk da, sevgi de elini çekmiştir. Ama, gene de tüm insani değerleri, sevgiyi, dostluğu yeniden bulabilirler. İnsanoğlunun yabancılaşan bir varlık olduğu doğru. Ama insan doğanın bir parçası, bıçakla keser gibi, kendisini kökünden koparamaz; içindeki o büyük şiir tümüyle ölmez.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek bir yargı değildir?
A) Sevgi, dostluk, arkadaşlık gibi insani değerler ölümsüzdür.
B) Yabancılaşma, insanın doğadan uzaklaşmasının bir sonucudur.
C) İnsanoğlu, ne kadar değişirse de kendi özünden tümüyle kopamaz.
D) Doğallık anlayışı yazardan yazara, toplumdan topluma değişir.
E) İnsanoğlu, doğal durumunu korudukça içindeki o büyük şiir sürüp gidecektir.

13. Gün geçtikçe, çağ değiştikçe, değişen okura anlamlı gelecek romanlar yazabilmek için, işi ciddiye alan, bu işi meslek edinmiş, çalışkan romancılar gerekmektedir. Belgesellerin ilgi görmeye başlamasını buna bağlıyorum. Artık belgesiz, bütünüyle imge ürünü romanlar yazılmayacak, okunmayacak demiyorum. Herhalde her yapıtın kusursuzunu arayan, kılı kırk yarmayan yazarlara yüz vermeyen okurlar dönemidir önümüzdeki. O yüzden yazarlıklar için de romancılık, artık bir "meslek" olmalı, romancılar kendilerini sadece bu işe adayabilmelidir.
Bu paragrafı geliştiren ve sürdüren bir yazı için aşağıdakilerden hangisi en uygun başlık olur?
A) Okurlardaki Değişme
B) Yeni Okur Modeli
C) Romanda Öz ve Biçim
D) Romancılık Mesleği
E) Belgesel Romanlar

14. Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar
Bağıra çağıra düşerim yollara
Döner döner durur başım havalarda..,
Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Yalnız kalma telaşı
B) Yaşama sevinci
C) Varlıkların tümüne duyulan sevgi
D) Günü yaşayamama korkusu
E) Doğayla bütünleşme isteği

15. Sanat, bizim toplumumuzda bir süredir tedavülde değil. O yüzden İnsanlar, o olmadan da yaşam sürer sanıyorlar. Sanatı kaldıralım bakalım hangi kurumlar ayakta kalıyor? Sanat olmadan hangi güzelliklerin farkına varabiliyoruz; sahip olduğumuz değerleri ne kadar yaşatabiliyoruz?
Bu parçada sanatın hangi yönü üzerinde durulmamıştır?
A) Yaşama süreklilik kazandırdığı
B) İnsanı duyarlı kıldığı
C) Kurumları yaşatma işlevi olduğu
D) İçerik yönünden zenginliği
E) İnsani değerleri koruduğu

16. Öykü yazmak bir maçı canlı yayından izlemekse, roman yazmak banttan İzlemek gibi bir şey. Romanda, olacakları kafanızda tasarlarsınız, geriye yazmaktan başka bir şey kalmaz, öykü İse çok farklı, başı sonu belirsiz bir yolculuk. Yazarken yeni durumlar, tandırda peş peşe patlayan mısırlar gibi birbirinin ardından geldikçe müthiş bir keyif alırsınız.
Bu parçanın bütününde öyküyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
A) Roman yazmak kadar keyif verici olduğu
B) Olayları değil de durumları ele aldığı
C) Yazma süreci içinde oluştuğu
D) Değişik yaşam biçimlerini yansıttığı
E) Roman yazmaktan daha güç olduğu

17. Ödülün tanımı nedir? Bizde ödüller nasıl veriliyor? Seçici kurullar nasıl çalışıyor? Kaç yapıt katılıyor? Bunların, seçici kurul üyelerince, tek tek raporları hazırlanıyor mu? Böyle yapılmıyorsa, böyle yapılmadığından ötürü dedikodular, söz vurmalar ödüllerde büyük değer kaybı yaratıyorsa, verilen bu ödüllerin ne gibi bir yararı olabilir? Adına ödül konan sanatçıya ve seçici kurul üyelerine verdiği onur duygusundan başka. Bu, çok güzel ve kıvanç verici; ama ne kadar yeterlidir?
Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ödülün sanatçıyı onurlandırmak gibi bir işlevi olduğu
B) Ödülün kabul edilebilir bir tanımının yapılması gerektiği
C) Gereği yerine getirilmeden verilen ödülün pek yararlı olmadığı
D) Seçici kurul üyelerinin ödül verirken tarafsız davranmaları gerektiği
E) Gerçek sanatçılara verilen ödüllerin tartışma yaratmadığı

18. Yazarlık belli bir yetenek ve ilham gerektirir. Ancak hiç kimse yazar olarak dünyaya gelmemiştir. Yazarlığın onda biri ilhamsa onda dokuzu çalışmaktır, işçiliktir. İlhamın gelmesi için de belli bir zemin hazırlanmalıdır. Düşünsel ve duygusal altyapısı olmayan kimselere ilham da gelmez. Yazarlık çileye talip olmaktır. Kalem erbaplığı uzun geceleri uykusuz geçirmeye hazır olmaktır.
Yukarıdaki parça İçin en uygun başlık aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Yetenek ve İlham
B) Sanat ve Yaratıcılık
C) Yazarlık ve İşçilik
D) Yaratma Cesareti
E) Yazarlık Yeteneği


Cevap Anahtarı:  1)C  2)A  3)D  4)E  5)C  6)C   7)C  8)A  9)B  10)B   11)E   12)D   13)D  14)B  15)D  16)C  17)C  18)C


 
< Önceki   Sonraki >


Site Tasarımı
www.isyeriweb.com