Skip to content
޵ an: Ana Sayfa arrow Roman Özetleri ve Eser Tanıtımları arrow Sefiller / Victor Hugo
Sefiller / Victor Hugo Yazdır




Fransız Romantik döneminin en önemli yazarlarından sayılan Viktor Hugo, romancı oyun yazarı ve şairdir. 1862’de yayımlanan "Sefiller" olağanüstü bir ilgiyle karşılandı ve Hugo, Fransa’da büyük bir üne kavuştu. Yayımlandığı yıllarda kısa sürede dünyanın bütün önemli dillerine çevrilen roman, yazarın ününe de Fransa sınırlarının dışına taşıyarak onu bir dünya yazarı yaptı. Paris’in yer altı dünyasında geçen bir dedektif öyküsüne dayanan roman, aynı zamanda Paris halkının yaşamının da bir destanıydı... Gizem ve esrarengiz hava yaratmakta usta olan Hugo’nun "Sefiller" i dünyada en çok dile çevirilen ve hala en fazla okunan romanlar arasındadır.

Fransız edebiyatında Hugo kadar yapıt vermiş hemen hemen başka bir yazar yoktur. 1830’da "Romantizm’in en önemli temsilcisi" sayılmış, şiirleri ve yazılarıyla Çağdaş Fransız edebiyatının temellerinden biri olmuştur

Eserin Adı: Sefiller
Yazarı / Çevirmeni: Victor Hugo / Gülten Suveren
Basıldığı Yer: Altın Kitaplar
Sayfa: 190
Eserin Geçtiği Yer ve Zaman: 1815 – 1833 yılları arasında, Fransa’da geçen olaylar anlatılıyor.

Eserin Ana fikri: Olabildiğimiz kadar iyi bir insan olmaya çalışmalıyız. Çünkü bir suç işlediğimiz zaman, o suç ölünceye kadar bizimle birlikte yaşar.

Eserdeki Kişiler:

Jean Valjean, Cozette, Fantine, Javert

Jean Valjean: Önceleri insanları sevmeyen, kendisine yapılan iyiliklere kötülükle karşılık veren, hırsızlık yapmaktan çekinmeyen biriydi. Ancak pazarın kendisine insanca davranması karşısında, adeta kişilik değiştirmiş ve ruhunun derinliklerindeki insanca duyguları meydana getiren son derece dürüst, mert, iyiliksever, merhametli ve namuslu bir insan haline gelmiştir.

Cozette: Cozette mavi gözlü, çok güzel bir kızdır. Küçük yaşta annesinden ayrılmıştır. Fakat Jean Voljean gibi iyi bir insanın yanında yetiştiği için oldukça şanslı sayılır.

Fantine: Conzette’nin annesi. Kendisini çocuğuna adamış fedakar bir annedir.

Javert: Jean Valjean’ın peşini bırakmayan polis komiseri. Komiser son derece namuslu, görevini her şeyden üstün tutan, fakat çok katı, acımasız bir insandır. Buna rağmen suçsuz bir insan cezalandırmaktansa, kendi hayatına son verecek kadar mert bir kişidir.

Anlatım Özellikleri: Romanın genelinde duygusal bölümler ağır basıyor. Bu bölümlerde kişilerin iç ve dış dünyaları, çevre ustalıkla yansıtılmış. Çeviren kısa cümleler kullanmış çoğunlukla. Konuşma kısımlarında değişik fiil kipleri kullanıldığı görülüyor. Kapı dışarı ettiriyordu. İster misiniz? – bilirim. – öğrendim.- oturun… gibi

Eserin Özeti:

Jean Valjean küçükken annesi ve babası ölmüştür. Eniştesinin de ölümüyle ablasının ve yedi yeğeninin geçimi üstüne kalır. Yeğenlerini doyurabilmek için bir somun ekmek çalar. Bu olaydan dokuz sene sonra sürgün hayatı yaşar.

Hapisten çıktıktan sonra herkes ona kötü gözle bakar. Kimse bir şey vermek, hatta karşılaşmak bile istemez.

En sonunda bir papazın evine gelir. Papazın evindeki gümüşleri çalar. Yakalanır. Fakat papaz kendisini affeder. Gümüşlerini ona verir.

Daha sonra yaptıklarına pişman olarak, Mösyö Madeleine adı altında gittiği kasabanın zengin olmasını sağlayan Jean Valjean, belediye başkanı olur.

Bu arada eşi ölen Fantine adlı bir kadın çalışmak için Mösyö Madeleine’nin fabrikasına gelir. Buraya gelirken kızı Cozette’i, bir hancıyla karısının yanına bırakır. Hancıyla karısı Cozette’e bakmak için yüklü bir para isterler. Bu sırada türlü bahanelerle oldukça para koparırlar. Bunun yanı sıra küçük kıza hiç de iyi bakmazlar. Annesinin verdiği ipekli elbiseleri satıp kendi kızlarının eskilerini giydirirler. Kendi yediklerinin artıklarıyla beslerler. Buna karşılık Fantine kızına para bulabilmek için her şeyini feda eder. Canını dişine takıp çalışır. Sonunda hastalanır. Bu arada Jean Valjean da Mösyö Madeleine ile tanışır.

fakat Mösyö Madeleine’nin dürüstlüğü yüzünden gerçek kimliği açıklanır. Fantine ölür. Jean Valjean müebbet sürgüne gönderilir. Sürüleceği yere gemiyle gidecektir.

Gemide, geminin ana direğine çıkmış olan bir gemici düşer. Adam düşerken kollarını kaldırır ve bir yelken halatını yakalar. Halat pek incedir. Uzun süre adamı çekemeyecektir. Jean Valjean subaydan izin alıp gemiciyi kurtarır. Ama kendisi denize düşer. Cesedini ararlar ama bulamazlar.

Bu arada Jean Valjean ölmemiştir. Ölmeden önce Fantine’e Cozette’i alıp getirmek için söz vermiştir. Bu sözünü Fantine öldükten sonra yerine getirir. Cozetteye’i katı kalpli hancı ve karsının yanından alır.

Paris’e gelirler. Fakat Jean Valjean’ı yakalatan polis müfettişi Javert peşlerini bırakmaz.

Bir gece Jean Valjean, Cozette’i yanına alıp yola çıkar. Kulübe gibi bir yere rastlar. Burada Belediye Başkanıyken hayatını kurtardığı adam vardır. Adam bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaktadır. Jean Valjean burada Ultime Fauchelevent adı altında bahçıvanlık yaparken Cozette okula gidiyordu. İkisi de çok mutluydu.

Zaman ilerliyordu. Yıllar birbiriniz izledi. Cozette artık genç, güzel bir kız olmuştu.

Cozette manastır okulunu bitirince Ouest sokağında bir eve taşındılar. Fakat Jean Valjean hala Fauchelevent ismini kullanmaktaydı.

Cozette ile Jean Valjean her gün Luxembourg Bahçeleri’nde geziyorlardı. Burada Cozette her gün gördüğü Marius adlı çocuğu sever. Marius da Cozette’i sevmektedir. Jean Valjean bunu fark edince Cozette’i alıp bulundukları yerden daha uzak bir yere taşınır.

Marius çok geçmeden Cozette’i bulur. Fakat evlenemeyeceklerini öğrenince, savaşa katılıp orada ölmeye karar verir. Bunu öğrenen Jean Valjean da savaşa katılır. Marius’u kurtarır. Gençler evlenirler.

Jean savaş sırasında peşindeki polis müfettişi Javert’in de hayatını kurtarır. Javert bu durum karşısında ne yapacağına karar veremez ve intihar eder.

Bir süre sonra Jean, Cozette’in bile bilmediği büyük sırrını Marius’a açar. Marius ondan nefret etmeye başlar. Jean’ı evinde istemez.

Jean kısa bir süre içinde orayla ilişkisini keser. Bir sene kadar Cozette’i görmez. Bu bir sene içinde öz kızı kadar çok sevdiği Cozette’i o kadar özler ki; otuz sene yaşamış gibi çöker. Ölüm anı yaklaşır. Bu arada kapı çalınır. Gelenler Marius ile Cozette’dir. Marius hatasını anlamış ve nasıl bir haksızlık yaptığını anlamıştır. Jean, Cozette’i görmekten memnun olur ve yanında huzur içinde ölür.

 
< Önceki   Sonraki >


Site Tasarımı
www.isyeriweb.com