Skip to content
޵ an: Ana Sayfa arrow Roman Özetleri ve Eser Tanıtımları arrow Eskicinin Oğulları / Orhan KEMAL
Eskicinin Oğulları / Orhan KEMAL Yazdır

 

1962'de yayınlanan romanda bir ailenin dramı ve top­lumsal şartların onlar üzerindeki etkisi anlatılmaktadır. Ailenin bu şartlara mahkûm oluş sebepleri, ezilmişlikleri sorgulanır.

ORHAN KEMAL

1914 yılında Ceyhan'da doğan Orhan Kemal'in asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü'dür. Babası, Adana'da kurduğu Ahali Partisi yüzünden ortaya çıkan kargaşa sebebiyle Suriye'ye kaçmıştır. Bu yüzden Orhan Kemal'in öğrenim hayatı son bulmuştur. Pamuk fabrikasında işçilik, kâtiplik yapmıştır. 1950'den sonra hayatını kaleminden kazanmaya başlamıştır. Bulgaristan ve Romanya Yazarlar Birliği'nin davetlisi olarak gittiği Sofya'da, 1970'te, beyin kanamasından ölmüştür.

Romanlarında konu ve kişi bulmakta zorluk çekmemiş, zengin bir şahıs kadrosuna ve konuya yer vermiştir. Olay ve malzemeye önem vermiştir. Tabilik ve gerçeğe uygunluk eser­lerinin başlıca özelliğidir. En önemli eserleri: Ekmek Kavgası Arkadaş Islıkları, Bereketli Topraklar Üzerine, Mahalle Kahve­si, Tersine Dünya, Çamaşırcının Kızı, Bekçi Murtaza, Kadeh Payı, Önce Ekmek'tir.

ESKİCİNİN OĞULLARI

1962'de yayınlanan romanda bir ailenin dramı ve top­lumsal şartların onlar üzerindeki etkisi anlatılmaktadır. Ailenin bu şartlara mahkûm oluş sebepleri, ezilmişlikleri sorgulanır.

Başlıca Kahramanlar:

Eskici: Zengin bir ailenin çocuğu iken tüm malını kay­betmiş, savaş yıllarında da topal kalmış bir kişidir.

Ali: Eskicinin çok sevdiği küçük oğludur. Çalışkan, hırslı biridir.

Mehmet: Eskicinin büyük oğludur. O da çalışkan, hırslı, olgun bir kişidir.

ÖZET

Topal eskici, oğulları Mehmet ve Ali ile birlikte ayakkabı tamiri yapan bir dükkân işletmektedir. Eskici, önceden zengin bir ailenin çocuğu olduğu için varlıklı bir hayat yaşamıştır, ayakkabı tamirciliğinden kazandığı para onu hiç memnun et­memektedir.

Bir gün, tam karşısına aynı işi yapan bir başka dükkân daha açılır. Dükkânın sahibi Yugoslav göçmenidir. Dükkânın açılması ile eskicinin dükkânı artık aileyi besleyemeyecek hâ­le gelir. Eskici, işini kaybeden, üç çocuk babası olan oğlu Meh­met'in yeniden bir iş bulması gerektiğini düşünmeye başlar. Bu fikrini küçük oğlu Ali'ye söyler. Ali, babasına çok sinirlenir. Kendi çıkarları için öz oğlunu fazlalık gibi görmesine kızar. Ol­gun bir kişi olan Mehmet durumu öğrenince üzülmez. Ba­basını haklı bularak karısıyla gitmeye karar verir. Ali de bunu duyunca ağabeyiyle evden ayrılmayı düşünür.

Eskici, oğullarının bu başkaldırısına çok içerler. Üst üste şarap içer ve sarhoş bir hâlde oğlunun evine gider ve orada ağlar. Ali, karın tokluğuna çalıştığı hâlde hakaret gördüğü ba­basından bıkmıştır. Dükkânda babasıyla kavga eder ve ağa­beyiyle gideceğini söyler. Eskici, önce bir sürü kötü laf sayar, sonra yalnız kalacağını düşünerek ağlamaya başlar. Mahalle­de de eskicinin karısı, oğlu ve gelini hakkında dedikodu eder ve onların evden ayrılışını kabullenemez.

Ali, Mehmet'in evine gider. Babasının hakaretlerini an­latır. Artık dükkâna ve eve dönmeme kararını açıklar. O sıra­da kutlu amelesi toplayan elçi gelir. Mehmet, Ali ve Meh­met'in karısı avans alırlar. İki kardeş karar verirler. Kütlüden kazandıkları para ile seyyar bir eskici dükkânı açacaklardır. Eskici, oğluna yaptığı hakaretten pişmanlık duymaktadır. Ka­rısını Ali'ye gönderir, dönmesi için her yolu dener. Ali dön­mez. Mehmet bir ara babasının dükkânına uğradığında ağ­zından kütlü işine girdiklerini kaçırır. Babası önce çok öfkele­nir. Sonra Mehmet'e, Ali'yi benden ayırma diye yalvarmaya başlar. Mehmet planlarını anlatır babasına. Eskici, biraz ikna olur. Oğullarının kazandıkları ile kendilerininkileri birleştirince 'ısmarışçı' dükkânı açabileceklerini hayal eder. Böylelikle es­ki zengin günlerine geri dönebilecektir. Mehmet, herkesin bu zengin olma zaafından yararlanarak onları kütlü işinde çalış­ma konusunda ikna eder. Anne bile çalışacaktır. Evin kızı Zeliha ikna olmaz yalnızca. Asil bir soydan gelen ailesine bunu yakıştıramamaktadır.

Aile, kötü bir kamyonla çalışmak için tarlaya doğru yol alır. Bu yolculuk esnasında Zeliha ile kamyonun şoförü Ünal arasında bir ilişki başlar. Aile, bir çadırda kalmaktadır. Sefil bir hayat vardır. Gece Zeliha ve Ünal buluşurlar. Birbirlerinden ayrılmayacaklarına söz verirler. Bu arada ailenin yiye­cekleri tükenmek üzeredir. Herkes elçinin gelip avans verme­sini beklemektedir. Elçi yerine Ünal gelir ve içki, yiyecek Atebrin hapı getirir. Aileye sıtma musallat olmuştur. Zeliha ve Mehmet'in çocukları ateş içinde yanmaktadır. Yine de aile pamuk toplamaya devam eder. Çünkü eski varlıklı günlerine dönebilmeleri için bu şarttır.

Eskici ile Ali yine kavga eder. Bunun üzerine eskici tarla­dan dükkânına geri dönmeye karar verir ve damadı gibi görmeye başladığı Ünal'a birlikte çalışmayı teklif eder. Ünal için bu çok iyi bir tekliftir. Fakat Ali ve Mehmet'ten çekinir. Herkes, Ali'yi Mehmet'in kışkırttığına inanmaktadır. Eskici Mehmet'e tokat atar, onları evlatlıktan reddettiğini söyleyerek karısı, kızı ve Ünal ile şehre döner. Tarlada ailenin yiyeceği ta­mamen tükenmiştir. Elçi gelince avans isterler, elçi ise az pa­muk topladıkları için onlara kızar. Pamuklar tartılır ve topla­nan pamuk avansın yarısını bile karşılamaz. Elçinin getirdiği usta işçiler onlara verilen tarlaya dalıp pamuk toplamaya başlarlar. Yeni gelen ailelerden birinin kızı olan Zeynep, sıtmadan harap olmuş Mehmet'in ailesine yardım eder ve Ali ile aralarında bir aşk başlar.

Eskicinin öfkesi geçmiştir. Ünal'ı bir hayvan gibi görmek­te ve oğullarını özlemektedir. Bir gün Ali'nin dükkânının ka­pısına yığılıp kaldığını görür. Eskici onu kucaklar ve ağlama­ya başlar. Mehmet, Ali'den daha kötü durumdadır. Mehmet'i hastaneye götürürler. Fakat yer bulamazlar. Eskici dükkânını satıp parayı oğullarının iyileşmesi için harcar. Gelin Zeynep, damat Ünal'ın fabrikada iş bulmasıyla roman sona erer.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >


Site Tasarımı
www.isyeriweb.com