Skip to content
޵ an: Ana Sayfa arrow Türkçe arrow Cümle Düzeyinde Anlatım Bozuklukları (Konu Anlatımı,Çözümlü Örnekler,Test)
Cümle Düzeyinde Anlatım Bozuklukları (Konu Anlatımı,Çözümlü Örnekler,Test) Yazdır


Cümle düzeyindeki anlatım bozukluklarını aşağıdaki başlıklar altında inceleyebiliriz:
Yüklem yanlışları
Özne yanlışları
Özne - yüklem uyuşmazlığından doğan yan­lışlar
Ekeylem eksikliğinden doğan yanlışlar
Çatı uyuşmazlıkları
Nesne yanlışları
Tümleç yanlışları
Tümleç ya da nesnenin eksikliğine dayalı yanlışlar
Karşılaştırma yanlışları
Noktalama işaretlerinin yerinde kullanılmayışından doğan yanlışlar
CÜMLE DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI

Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için cümlenin öğeleri, cümlenin yapısı, fiilimsiler, fiil çatıları... gibi konuların iyi kavranmış olması gere­kir.
Anlatımı etkili kılmanın en güzel yolu, sağlam cümleler kurmaktır. Başka bir ifadeyle, anlatım­daki başarımızla cümlelerin kusursuz olması ara­sında sıkı bir ilişki vardır.
,
Cümle, bir yargı birimidir. Yargının net olarak anlaşılabilmesi, cümlenin ortak dilin yerleşik ku­rallarına uygun olmasına bağlıdır. Bu da cümle­deki unsurların yerinde kullanılmasıyla, öğeler arasındaki bağlantının sağlanmasıyla mümkün­dür.
Anlatım bozuklukları, bazı dil bilgisi kuralları­nın iyi bilinmemesinden ya da göz ardı edilmesin­den kaynaklanır. Bu bakımdan anlatım bozukluk­larını belirleyebilmek için, sözcüklerin yapıları, ya­zım ve kullanımları, tamlamaların yapılışları, nok­talama kuralları ve cümle kuruluşları hakkında ye­terli bilgi edinmiş olmak gerekir. Bununla birlikte, anlatım bozukluklarını fark edebilmek için, hem konuyla ilgili çok soru çözmek, hem de çok dik­katli bir okuyucu ve dinleyici olmak gerekir.
Cümle düzeyindeki anlatım bozukluklarını aşağıdaki başlıklar altında inceleyebiliriz:
·Yüklem yanlışları
·Özne yanlışları
·Özne - yüklem uyuşmazlığından doğan yan­lışlar
·Ekeylem eksikliğinden doğan yanlışlar
·Çatı uyuşmazlıkları
·Nesne yanlışları
·Tümleç yanlışları
·Tümleç ya da nesnenin eksikliğine dayalı yanlışlar
·Karşılaştırma yanlışları
·Noktalama işaretlerinin yerinde kullanılmayışından doğan yanlışlar

1.YÜKLEM EKSİKLİĞİNDEN DOĞAN YANLIŞLAR


ÖZNE EKSİKLİĞİNDEN DOĞAN YANLIŞLAR

Cümlede öznenin bulunmaması veya özne olmayan bir söze özne görevi yüklenmesi, cümle­nin anlatımını bozar. Özellikle birden çok yüklemi bulunan sıralı cümlelerde bu türden yanlışlıklar görülür. Özne yanlışlıkları her yükleme ayrı ayrı özne buldurucu sorular yöneltilerek belirlenebilir:
— Sanığa yumruk atan ve ağlayan şoföre engel olunarak odadan çıkarıldı.
Cümlenin öznesini arayalım: Odadan çıkarı­lan kim? Belli değil. "Sanık" desek, cümle "sanı­ğa odadan çıkarıldı" oluyor. "Şoför" desek, cümle "şoföre odadan çıkarıldı" biçimini alıyor. Cümleyi şu şekilde düzeltebiliriz:
Sanığa yumruk atan ve ağlayan şoföre engel olunarak şoför odadan çıkarıldı.
— Dili yasalar değil, ulus yapar; zaman için­de oluşur, arınır, durulur.
"Zaman içinde oluşur, arınır, durulur" "Ne?" Dil: Özne olarak bulunması gereken bu "dil", söy­lenmemiş. Örneğin başındaki "dili" tümleci, bu görevi yapar diye düşünülmüş olacak. Görülüyor ki ikinci cümlenin ve onu izleyen eylemlerin özne­si yok.
Cümle şu şekilde düzeltilmelidir:
Dili yasalar değil, ulus yapar; dil zaman için­de oluşur, arınır, durulur.
— Üniversitelerimizin içinde bulunduğu du­rum düzeltilmedikçe, çağdaş üniversite olma niteliğini büsbütün yitirecektir.
Bu cümledeki "düzeltilmedikçe" bağfiilinin öznesi, "üniversitelerimizin içinde bulunduğu durum"dur. Sonraki "yitirecektir" eyleminin öznesi yoktur. Eksik olan özne, "üniversitelerimizdir. Baştaki "üniversitelerimizin" sözcüğü, bu görevi üstlenemez. Çünkü "üniversitelerimiz" biçiminde değildir. Anlatımdaki aksaklığı düzeltmek için virgülden sonra "üniversitelerimiz" öznesini kullanmak gerekir. Cümlenin doğru yapılanışı şöyle olur:
Üniversitelerimizin içinde bulunduğu durum düzeltilmedikçe, üniversitelerimiz çağdaş üniver­site olma niteliğini büsbütün yitirecekti
.
ÖZNE - YÜKLEM UYUŞMAZLIĞINDAN DOĞAN YANLIŞLAR
Cümlenin öğelerini incelerken özne - yüklem uygunluğuyla ilgili özelliklen açıklamıştık. Bir cümlede özne ile yüklemin kişi, tekillik - çoğulluk yönünden tutarlı oluşuna "uygunluk" diyoruz.
Türkçede genellikle özne kaçıncı kişiyse yüklem de o kişi olur. Ancak bazı durumlarda bu uygunluk bozulur.
Özne ile yüklemin kişi yönünden uygunlu­ğunda aşağıdaki tabloda belirtilen kurallar geçer­lidir :
Özne Yüklem
Ben + Sen —> Biz (1. çoğul)
Ben + 0 —> Biz (1. çoğul)
Ben + Sen + 0 -> Biz (1. çoğul)
Sen + 0 -> Siz (II. çoğul)

Bu kurallar çerçevesinde aşağıdaki cümleleri inceleyelim :
·Ben ve sen film izlemeye gidelim.
Özne Yüklem
·Şiiri bir ben bir de Duygu ezberlemişti.
Özne Yüklem
(Cümle bozuk, yüklem I. çoğul kişiye göre çekimlenmeliydi.) "ezberlemiştik."
·Tarih testini de sen ve Müge çözsün.
Özne Yüklem
(Özne, II. ve III. tekil kişiden oluşmuşsa yük­lem, II. çoğul kişiye göre çekimlenir.) "çö­zün"
— Özne - yüklem uygunluğunda eylem adla­rı, zaman adları, soyut kavramlar, bitkiler, hayvanlar, cansız varlıklar çoğul kullanılır ve özne görevi yaparsa yüklemin tekil ol­ması gerekir:
·Bu davranışlar hoş karşılanmazlar.
·Toz bulutları sürekli yer değiştiriyorlardı.
·Saniyeler hızla ilerliyorlardı.
Bu cümleler, yukarıda belirtilen kurala uyul­madığı için bozuktur; çünkü yüklemler tekil kulla­nılmalıdır :
·Bu davranışlar hoş karşılanmaz.
·Toz bulutları sürekli yer değiştiriyordu.
·Saniyeler hızla ilerliyordu.
·
— Sayı sıfatlarıyla kurulan tamlamaların öz­ne olduğu cümlelerde yüklem tekil olur.
Sekiz kişi, cevizden masayı güçlükle taşımış­lardı.
Bu cümlede, yukarıdaki kurala uyulmadığı için anlatım bozukluğu vardır. Yüklemin tekil ol­ması gerekmektedir.
Sekiz kişi, cevizden masayı güçlükle taşımıştı.
Özne Yüklem

4. ÇATI UYUŞMAZLIĞIYLA İLGİLİ YANLIŞLAR
Birbirine bağlı iki cümleden birinin eylemi et­ken, diğerininki edilgen olamaz. Yüklem yanlışla­rının bir bölümü de bununla ilgilidir.
Önce öyküyü okudu, sonra da özet çıkarıldı.
Bu cümlede "okudu" yüklemi etken (öznesi belli); "çıkarıldı" yüklemi ise edilgen (gerçek öznesi)dir. Bu cümledeki anlatım bozukluğu yüklemle­rin her ikisinin birden etken ya da edilgen yapıl­masıyla giderilebilir:
Önce öyküyü okudu, sonra da özet çıkardı.
Önce öykü okundu, sonra da özet çıkarıldı.

5. EKEYLEM EKSİKLİĞİNDEN DOĞAN YANLIŞLAR
Türkçede "idi, imiş, ise" sözcükleri ekeylem olarak kullanılır. Bunların gerektiği yerde kullanıl­maması anlatım bozukluğuna yol açar.

HATIRLATMA :
Ekeylem, yüklem görevli sözcük veya söz gruplarına getirildiği için, ekeylemln sebep ol­duğu bozukluklar, bir bakıma yüklem yanlışı olarak da görülebilir.
Virgülle ayrılmış sıralı isim cümlelerinde birin­ci yüklem olumlu, ikinci yüklem olumsuz ise iki yüklem ayrı ayrı ekeylemlerle tamamlan­malıdır.
—Küçük kızın davranışları çok itici, yüzü de pek sevimli değildi.
Bu cümlede küçük kızın davranışlarının çok itici olduğu, yüzünün de pek sevimli olmadığı kastediliyor. Fakat cümlenin birinci bölümündeki "çok itici" sözünün "idi" ekeylemiyle tamamlan­maması ve bu sözün sonundaki "değildi"ye bağ­lanması anlatımı bozmuştur. Cümleden çıkan an­lam:
"Küçük kızın davranışları çok itici değildi, yü­zü de pek sevimli değildi."
Oysa kastedilen görüş bundan farklıdır. Cümlenin doğru yapılanışı şöyle olmalıdır: "Küçük kızın davranışları çok iticiydi, yüzü de pek sevimli değildi."

6. TÜMLEÇ EKSİKLİĞİYLE İLGİLİ YANLIŞLAR
Anlatım bozukluklarının bir bölümü de cüm­lede tümleç eksikliğinden kaynaklanır. Cümlede, tümleç ile yüklem arasında uyum olmalıdır; aksi halde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
—Gülçin; bu yöreyi adım adım dolaşmış, defalarca gelmişti.
Yukarıdaki yargı virgül (,) le birbirine bağlan­mış sıralı bir cümledir. Birinci cümlenin yüklemi "dolaşmış", ikinci cümlenin yüklemi İse "gelmişti" sözcüğüdür. "Gülçin, bu yöreyi adım adım dolaş­mıştı." diyebiliriz; fakat "Gülçin bu yöreyi defalar­ca gelmişti." diyemeyiz. Cümlenin ikinci bölümü­ne uygun dolaylı tümlecin getirilmesi gerekir:
Gülçin; bu yöreyi adım adım dolaşmış, buraya defalarca gelmişti.
DT
— Böylesine ilginç konuları nasıl buluyor, nasıl renk katıyorsunuz ?
Bu cümlede de ikinci bölümde gereken tüm­leç kullanılmadığı için anlatım bozuktur.
Böylesine ilginç konuları nasıl buluyor, bun­lara (böylesine ilginç konulara) nasıl renk ka­tıyorsunuz?
— Kendisine gelen bayram kartlarını özenle saklıyor, koleksiyon yapmaya çalışıyordu.
Bu cümlede edat tümlecinin eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu söz konusu­dur.
* Kendisine gelen bayram kartlarını özenle saklıyor, onlarla koleksiyon yapmaya çalışı­yordu.
Bu cümlede edat tümlecinin eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu söz konusu­dur.
Köşe yazarlarını sevmiyor; önemli konularda hiç güvenmiyordu.
(Virgülden sonra "onlara" tümleci getirilerek bu cümledeki dolaylı tümleç eksikliğinden kay­naklanan anlatım bozukluğu giderilebilir.)

7. NESNE EKSİKLİĞİNDEN DOĞAN YANLIŞLAR

Sıralı cümlelerde yüklemlerden biri için kulla­nılan nesne, diğer yüklem için uygun değilse an­latım bozukluğu meydana gelir. Bu duruma ne­den olmamak için farklı yüklemlerin aynı nesneyi alıp alamayacağına dikkat etmek gerekir.
— Türk romanının gelişmesini istiyorsanız, yeni sanatçılara şans tanımalı ve destek­lemelisiniz.
Bu cümlede "ve" bağlacından sonra uygun nesnenin kullanılmayışı anlatım bozukluğuna ne­den olmuştur.
"Yeni sanatçılara şans tanımalısınız." diyebi­liriz; ancak "Yeni sanatçılara desteklemelisiniz." diyemeyiz. Cümle şu şekilde düzeltilebilir:
Türk romanının gelişmesini istiyorsanız, yeni sanatçılara şans tanımalı ve onları destekle­melisiniz.
— Tartışma programlarına ağırlık veren, se­viyeli bir çizgiye taşıyan haber kanallarına özlem duyuyoruz.
(Bu cümledeki anlatım bozukluğu, virgülden sonra "onları" sözcüğü getirilerek giderilebi­lir.)
Tartışma programlarına ağırlık veren, onları seviyeli bir çizgiye taşıyan haber kanallarına özlem duyuyoruz.

8. TÜMLEÇ VE NESNE GEREKSİZLİĞİ


9. KARŞILAŞTIRMA YANLIŞLARI

Cümlenin anlatım gücünü zayıflatan, açıklığı­nı engelleyen etkenlerden biri de karşılaştırmala­rın yerinde ve doğru yapılmayışıdır,
Baklavayı, kardeşimden çok severim.
Bu cümlede, ilk bakışta şöyle bir anlam söz konusudur:
Baklavayı da seviyorum, kardeşimi de; ama baklavayı, kardeşime tercih ediyorum.
Bu cümledeki mantıklı karşılaştırma şöyle yapılmalı:
Baklavayı, kardeşimden çok ben severim.

10. NOKTALAMA İŞARETLERİNİN YERİNDE KULLANILMAYANDAN DOĞAN YANLIŞLAR

Noktalama işaretleri, cümledeki açıklığı ve anlaşılırlığı sağlayan önemli öğelerdir. Bunların yerinde kullanılmayışı yanlış anlamlara yol açabi­lir:
—Şüpheyle etrafı süzen küçük kızdan ma­saya oturmasını istedi.
Bu cümlede anlatım bozukluğu "küçük" söz­cüğünün kullanımından kaynaklanıyor. Verilen cümlede "küçük" birisinden mi yoksa "küçük kız­dan" mı söz edildiği belli değildir, "küçük" sözcü­ğünden sonra getirilecek virgül (,) bu cümledeki anlatım kusurunu ortadan kaldırır.
—Şüpheyle etrafını süzen küçük kızdan ma­saya oturmasını istedi.
—Ünlü bestecimiz Mozart'ın bir sözünü ha­tırlatarak konuşmasını bitirdi.
Cümlede anlatım bozukluğu söz konusudur. Cümle bu haliyle değerlendirildiğinde Mozart'ın bizim bestecimiz olduğu anlaşılıyor; oysa Mozart, Türk bestecilerden biri değildir. Bu cümledeki an­latım bozukluğu "Mozart"tan önce virgül (,) getiri­lerek giderilebilir:
·Ünlü bestecimiz, Mozart'ın bir sözünü hatır­latarak konuşmasını bitirdi.
—Beni bu düşüncelere sürükleyen aydınla­rın dünyadaki insan hakları ihlallerine kar­şı tepkisiz kalmaları oldu.
Bu cümlede "sürükleyen" ile "aydınların" sözcükleri arasında virgül (,) kullanılmaması anla­mayı güçleştirmektedir. Cümleyi anlamca netleş­tirmek için cümleyi yeniden düzenleyelim :
—Beni bu düşüncelere sürükleyen, aydınların dünyadaki insan hakları ihlallerine karşı tepki­siz kalmaları oldu.

__ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER
ÖRNEK - 1:
Soyut kavramlar, çoğullanarak cümlede özne olursa, yüklem tekil olur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uyulmadığı için anlatım bozuktur?
A) Çocuklar ellerindeki bayrakları sallayıp şarkı­lar söylüyorlardı.
B) Yıldızlar mahcup bir edayla tüm insanlığa göz kırpıyorlardı.
C) Dayımlar beklediğimiz tarihten dört gün ön­ce geldiler.
D) Hüzünler, yalnızlıklar paylaşıldıkça dağılıp kaybolurlar.
E) Kardeşlerim, istediklerini elde edemeyince başka planlara yöneldiler.
ÇÖZÜM:
A'da "Çocuklar", çoğul eki almış bir öznedir ve "söylüyorlardı" yükleminde de çokluk söz konu­sudur. Bununla ilgili kuralı hatırlayalım:
—Çoğul eki almış insan unsurunun özne oldu­ğu cümlelerde yüklem, tekil ya da çoğul ola­bilir.
Bu durumda A'da özne - yüklem uyuşmazlığın­dan söz edilemez.
B'de "Yıldızlar" çoğul eki almış ve kişileştirmeye uğramış bir öznedir, "göz kırpıyorlardı" yüklemin­de de çokluk görülmekte.
—Kişileştirilmiş varlıkların çoğul özne olduğu cümlelerde yüklem, tekil ya da çoğul olabilir.
Öyleyse bu cümlede de anlatım bozukluğu söz konusu değildir.
C'de "Dayımlar"
E'de "Kardeşlerim" çoğul eki almış insan unsuru özne olmuştur.
"geldiler, yöneldiler" yüklemleriyle birlikte kullanıl­mış ve özne - yüklem uyuşmazlığına neden olma­mıştır.
D'de "Hüzünler, yalnızlıklar" çoğul eki almış, so­yut kavramlardır.
—Soyut kavramların çoğul eki alıp özne oldu­ğu cümlelerde yüklem daima tekil olur.
Ancak "kayboldular" yükleminde çokluk söz ko­nusudur ve bu durum özne - yüklem uyuşmazlığı­na neden olmaktadır. Cümlenin doğru yapılandırı­ldı şöyle olmalıdır:
Hüzünler, yalnızlıklar paylaşıldıkça dağılıp kaybolur.
Özne Yüklem
Doğru cevap (D) seçeneğidir.
ÖRNEK - 2:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Annesi, civardaki mağazaların birinde, baba­sı ise DSİ'de çalışıyordu.
B) İstanbul'dan hareket eden otobüs, Bolu'ya gelmeden arızalanmıştı.
C) Kardeşim içedönük; ancak birçoklarının san­dığı gibi ürkek biri değildi.
D) Çocukluğumuzda yaşadığımız olumsuzluk­lar, tüm yaşamımızı derinden etkiliyor.
E) Ünlü sanatçıyla dostluğu her geçen gün başka bir boyuta ulaşıyordu.
ÇÖZÜM:
A, B, D, E seçeneklerinde cümleler, dilbilgisi açı­sından incelendiğinde cümle unsurları arasında hiçbir uyumsuzluk ya da unsurların herhangi bi­rinde eksiklik söz konusu değildir.
C'de verilen cümleyi inceleyelim:
Kardeşim içedönük; ancak birçoklarının sandığı gibi ürkek biri değildi.
Bu cümlede ekeylem kullanmamaktan kaynakla­nan yanlışlık söz konusu. Yargının birinci bölümü (Kardeşim içedönük.....) uygun ekeylemle tamam­landıktan sonra ikinci bölüme geçilmeliydi. Cüm­leyi aşağıdaki biçimde yapılandırmak gerekir:
Kardeşim içedönüktü: ancak birçoklarının sandığı gibi ürkek biri değildi.
Doğru cevap (C) seçeneğidir.
ÖRNEK - 3:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Dışarı çıkarken ne şapkasını ne şemsiyesini almış.
B) Önemli kararlar alınacaksa ne o beni ne ben onu etkilerdim.
C) Ne sevincini ne üzüntüsünü yakın çevresiyle paylaşırdı.
D) Öyle günler oluyor ki ne roman ne öykü oku­mak geliyor içimden.
E) Çok farklı bir sanatçıydı; ne edebiyat ödülle­rine, ne halkın beğenisine fazla önem verirdi.
ÇÖZÜM
B'de "Önemli kararlar alınacaksa ne o beni, ne ben onu etkilerdim." cümlesinde bir anlatım bo­zukluğu söz konusu.
Cümlede iki farklı özne var: "O" ve "Ben". III. ve I. tekil kişinin birlikte özne olduğu bir cümlede yük­lem sadece I. tekil kişiyi karşılayabilir durumdadır.
Bu cümle 2 farklı şekilde düzeltilebilir:
I) Önemli kararlar alınacaksa ne o beni etkilerdi, ne ben onu etkilerdim. (Cümle bu yolla düzeltilmişse anlatım bozukluğunun nedeni "yüklem eksikliği"dir.
II) Önemli kararlar alınacaksa ne o beni, ne ben onu etkilerdik. (I. ve III. tekil kişilerin birlikte özne olduğu cümlelerde, yüklem I. çoğul ki­şiye göre çekimlenir.) Cümle bu şekilde dü­zeltilmişse, anlatım bozukluğunun nedeni "özne - yüklem uyuşmazlığıdır.
Doğru cevap (B) seçeneğidir.
ÖRNEK - 4:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Çok küçük yaştan beri yaz aylarında, ailesi­ne katkıda bulunmak için, çalışırdı.
B) Yardımlaşmanın ne kadar kutsal olduğunu kimse onun kadar bilemezdi.
C) Disiplinli çalışması kısa süre içinde ona ba­şarıyı getirmişti.
D) Zorluklar karşısında yılmazdı, engelleri aş­mada üstün bir yeteneği vardı.
E) Ailesine sık sık yardım ettiğini, yeri geldikçe desteklediğini herkes biliyordu.
ÇÖZÜM:
E seçeneğinde birden fazla yargı söz konusudur. Bu cümlede öğe eksikliği anlatım bozukluğuna neden olmuştur.
Bu cümleyi öğe dizilişine göre inceleyelim :
Ailesine sık sık yardım ettiğini, yeri geldikçe desteklediğini herkes biliyordu.
NESNE ÖZNE YÜKLEM
"Ailesine yardım ettiğini..." dizilişinde bir yanlışlık yok; ama "ailesine desteklediğini" diyemeyiz. "Ai­lesini desteklediğini" dememiz gerekir. "Kimi/neyi desteklediğini?" sorusunun cevabı, cümlede mutlaka olmak zorundadır.
"Kimi / neyi?" soruları "nesneyi" buldurmaya yö­nelik olduğuna göre, bu cümlede "nesne eksikli­ğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.
A, B, C, D seçeneklerinde yer alan cümleler dil ve anlatım yönünden bozuk değildir.
Doğru cevap (E) seçeneğidir.
ÖRNEK - 5:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu kampta en çok Serkan Bey'den yardım gördük,
B) Çok az veya hiç çalışmadan sınava giren iki farklı grup vardı.
C) Bir süre sonra dizi film çalışmalarına ara ver­di.
D) Hislerini kâğıda dökmekten asla çekinmeye­ceksin.
E) İşiyle özel yaşamı arasında belirgin bir çizgi vardı.
ÇÖZÜM:
B seçeneğinde "çok az" sözü olumlu bir yüklem (çalışarak) isterken kendisinden sonra gelen yan cümleciğin olumsuz yüklemine (çalışmadan) bağ­lanmıştır. "Çok az" sözünden sonra "çalışarak" yüklemi getirilirse anlatım bozukluğu giderilir: Çok az çalışarak veya hiç çalışmadan sınava giren İki farklı grup vardı. Doğru cevap (B) seçeneğidir.
TEST

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Sema Hanım'ın bu projeyle yakından il­gilendiği, projeyi desteklediği söyleni­yor.
B) Çam koruluğunun az ötesinde avcı barı­nakları yapmayı teklif etmişlerdi.
C) Başarıya alışık bir insan olduğunu, çalış­mayı sevdiğini her fırsatta söylerdi.
D) Sorumluluklarının bilincinde olması hem annesini hem babasını mutlu ediyordu.
E) Ne zaman bu konuyu açsam daima tür­lü bahanelerle karşı çıktınız.

2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Birkaç komşu kadın, marketin önünde ayaküstü sohbet edip gülüşüyorlardı.
B) Tren raylarından gelen gıcırtı, oyuna odaklanmamızı bir hayli zorlaştırıyordu.
C) Resimlere değişik açılardan baktığınızda resimlerde yeni gölgeler fark edebiliyor­sunuz.
D) Oyuncağı elinden alınmış bir çocuğun hüznüyle odadan ayrıldı annem.
E) Her duyduğuna inanmayan, edindiği bil­gileri araştıran olgun bir araştırmacıydı.

3. Aşağıdakilerin hangisinden "ona" sözcü­ğü çıkarılırsa cümlenin anlatımında bo­zukluk olur?
A) Bu öyküye yaşayan tipler katmalı, ona üslup olarak da canlılık kazandırmalısın.
B) Hedeflerine ulaşmak için grubundaki en sağlam arkadaşını tespit etmeli, ona gü­venmelisin.
C) Biraz bilgi almak için Emre'ye yanaşmış, ona bazı sorular yöneltmişti.
D) Küçük kıza bir parça çikolata verdi ve ona uslu uslu beklemesini söyledi.
E) Hayata farklı yaklaşmalı, ona gereken özgünlüğü kazandırmalısınız.

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bo­zukluğu vardır?
A) Kuzu eti, tam sağlıklı ve yaşlı olmayan kimselerce yenmelidir.
B) Her çeşit anayasa dışı faaliyetlere karşı demokrasi ve cumhuriyeti savunmalıyız.
C) Filmlerinde son denli önemli; ama sıkıcı rolleri oynuyordu.
D) Yenilikler yeterli değil, derken bile söyle­diklerine inanmıyordu.
E) Çevresini huzursuz eden, buz gibi ba­kışlarla herkesi tek tek inceledi.

5. I. Araştırma gezisi bize, tatil İse onlara yaramıştı.
II. Ben okulu, Özge çalışmayı seviyordu.
III. O sabah ben onu, o da beni aramıştı.
IV. Aytuğ sinemaya, Ezgi de konsere git­mişti.
V. Ben birinci sınavda, Tuğçe de ikincisin­de başarılı olmuştu.
Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangi ikisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) I. ve III. B) I. ve IV. C) II. ve IV.
D) III. ve V. E) IV. ve V.

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Dışardaki gürültüler, ders çalışmamızı engelliyordu.
B) Çeşitli bahaneler ileri sürerek yemek da­vetimizi geri çevirmişti.
C) Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.
D) Şiirlerindeki yalın anlatım okuyucuyu de­rinden etkiliyordu.
E) Konuyu özetledikten sonra konuyla ilgili bazı sorular yöneltmişti sınıfa.

7. Bu konuda öğrenciler, aralarında anlaşıp ka­rar verecekler ve uygulayacaklar.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun ne­deni aşağıdakilerin hangisidir?
A) Özne eksikliği
B) Yüklem eksikliği
C) Özne - yüklem uyuşmazlığı
D) Tümleç eksikliği
E) Nesne eksikliği

8. Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinde ısrar ediyordu.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun ne­deni aşağıdakilerin hangisidir?
A) Tümleç eksikliği
B) Yüklem eksikliği
C) Çatı uyuşmazlığı
D) Özne eksikliği
E) Ekeylem eksikliği

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Bütün planlarımız altüst olmuş, hayalle­rimiz suya düşmüştü.
B) Kendisine bütün iş arkadaşlarım adına teşekkür eder ve tebrik ederim.
C) Hayali olayların anlatıldığı bu öyküde asıl kahraman, okuyucuyu düşünmeye sevk ediyor.
D) Kusursuz bir.anlatım özelliği vardı ve bu yönüyle gurur duyardı.
E) Ünlü sanatçıların yaşamına dair kısa notlara da yer verilmişti kitapta.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.
B) Bilim adamları, ispata dayalı araştırma­lar ortaya koydukları için sanatçılardan farklılık gösterir.
C) Her yazar, yazarlığa adım attığı yıllarda başarılı bazı isimleri taklit eder.
D) Sınıfça düzenlenen bu geziye arkadaş­larımızın birkaçı gelememişti.
E) Bu güzel tatil yöresinde yeşilin ve mavi­nin inanılmaz büyüsüyle sarılmıştık.

11. Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleş­tirmiş, bütün imkânları sağlamıştı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun ne­deni aşağıdakilerin hangisidir?
A) Özne eksikliği
B) Yüklem eksikliği
C) Tümleç eksikliği
D) Özne - yüklem uyuşmazlığı
E) Çatı uyuşmazlığı

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Kitap için kendisine verilen paranın ek­sik ve yeterli olmadığını söyledi.
B) Bana her konuda yardımcı olmuş, so­runlarımı çözmemde desteğini benden esirgememişti.
C) Yatağın bir köşesine kıvrılıp uyuyan oğ­luna sevgi ve şefkatle bakıyordu.
D) Donarak ölen dağcıların cenaze törenle­rinde çok duygusal anlar yaşandı.
E) Çekimleri sırasında hiçbir masraftan ka­çılmayan dizi film, beklenen ilgiyi gör­medi.

13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Doğduğu köye dönerken kalbi heyecan­la atıyordu.
B) Büyük şehrin sorunları da büyük oluyor demişti.
C) Çorbaya biraz acı, biraz da tuz ve limon sıkabilirsin.
D) Damak zevkine çok güvendiği için ye­mek eleştirmeni olmuştu.
E) Kalıplaşmış benzetmelerden sıkılmış, özgünlük arayışına kapılmıştı.

14. Okulun onarımı üç ay içinde bitecek ve eğiti­me başlayacaktır.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun ne­deni aşağıdakilerin hangisidir?
A) Çatı uyuşmazlığı
B) Yüklem yanlışlığı
C) Tümleç yanlışlığı
D) Nesne yanlışlığı
E) Özne eksikliği

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) O seni inandırmak için yalvarıyor, biz de sizi kuşkuyla izliyorduk.
B) Kutlamalar bütün gece sürmüş, şehir halkı doyasıya eğlenmişti.
C) Beklenmedik durumlarda ürettiği çö­zümlerle haklı bir üne sahipti.
D) Gelişmelerden bizi de haberdar ederse­niz sevinirim, diyordu.
E) Geçici isteklerin gölgesinde yaşayanlar, yaşama uyum sağlamakta hep zorlan­mıştır.

16. Sanatçının bu çeviri yapıtında hem yanlışlar var, hem de kitap diline hiç uygun değil.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağı­daki değişikliklerin hangisiyle giderilebi­lir?
A) "Sanatçının" yerine "sanatçıya" getirile­rek
B) "yapıtında" yerine "eserinden" getirile­rek
C) "kitap" sözcüğünden önce "yapıt" geti­rilerek
D) "hiç" sözcüğü cümleden atılarak
E) "uygun değil" yerine "uygun olur" getiri­lerek

17. O yıl, sahne sanatlarına meraklı iki yüz öğ­renci etkinliklerde görev aldılar.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun ne­deni aşağıdakilerin hangisidir?
A) Özne eksikliği
B) Tümleç eksikliği
C) Çatı uyuşmazlığı
D) Özne - yüklem uyuşmazlığı
E) Nesne eksikliği

18. Sanıkların gözaltı durumunun sürdüğünü, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini öğ­renildi.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun ne­deni aşağıdakilerin hangisidir?
A) Çatı uyuşmazlığı
B) Tümleç eksikliği
C) Nesne eksikliği
D) Yüklem eksikliği
E) Özne eksikliği

19. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Kolay kazanılmış bir başarıyı muhafaza etmek çok güçtür aslında.
B) Yolcuların pek sık uğramadığı bu tarihi han, yetkililerin ilgisini bekliyor.
C) Dedikodudan uzak kalmak için olmalı, çevresindeki insanlardan kopmuştu.
D) Bölgedeki bu tehlikeli gelişmelere iki ül­ke yönetimi de kulaklarını tıkadılar.
E) Hayvan severlerin girişimiyle, sokak kö­peklerinin zehirlenmesi yasaklandı.

20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Bu yolculuk bana ve grubumdaki insan­lara dayanışmanın güzelliğini hatırlattı.
B) Bir çürük elma binlerce sağlam elma arasına koyun, onu çürütür.
C) Hatalarımızdan ders almayı öğrendiği­miz gün, olgunlaşmışız demektir.
D) Kararsız bir insandı, herhangi bir durum karşısında ne yapacağını bilemezdi.
E) Söylediklerimize pek İnanmamış, sorula­rıyla bizi bunaltmıştı.

21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Yolun karşısına geçecek ve arabaya bi­necekti.
B) Kardeşim, hep böyle yapardı.
C) Bisikletini aldı ve uzun bir yola çıktı.
D) Arkadaşını tanır, bunun için inanmazdı.
E) Dün sabah onunla beraberdi.

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anla­tım bozukluğu vardır?
A) Doğrularınızı bize, yanlışlarınızı onlara söyleyin.
B) Hafta içi araba, hafta sonu bisiklet süre­rim.
C) Çamaşırları Ahmet, bulaşıkları Ali yıkar.
D) Ben İTÜ'de, kardeşim ODTÜ'de okuyor.
E) Gelmeyeceğini söylemişti; ama sürpriz yaptı.

Cevap Anahtarı: 1)E 2)A 3)B 4)A 5)B 6)C 7)E 8)D 9)B 10)A 11)C 12)A 13)C 14)E 15)A 16)C 17)D 18)A 19)D 20)B 21)D 22)D
Bir cümlede herhangi bir tümlecin ya da nesnenin eksik kullanımı, nasıl anlatım bozuklu­ğuna yol açıyorsa, bunların gereksiz kullanımı da anlatım bozukluğuna neden olur. İyi ve doğru bir cümle her şeyden önce "duru" olmalıdır.
— Kitaplarını güzelce kapladı, onları kitaplı­ğa yerleştirdi.
Bu cümlede "kapladı" ve "yerleştirdi" yük­lemleri için "kitaplarını" sözü ortak nesne olarak
kullanılmış. İkinci bölümde "onları" zamiri de "ki­taplarını" nesnesinin yerini tutuyor. Yani bu nesne gereksiz kullanılmış.
— Bu konuda proje sorumlumuza hak ver­dik, ona her zaman güvendik.
Bu cümlede "ona" tümlecine gerek yoktur.
Kime hak verdik? => Proje sorumlumuza
Kime güvendik? => Proje sorumlumuza
iki yüklem de aynı tümleci alabildiğine göre "ona" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.
Yüklemle ilgili yanlışlıklar, cümlede ya bir ey­lem ya da yardımcı eylem eksikliğinden kaynakla­nır veya birbirine bağlı cümlelerin yüklemleri ara­sındaki uyumsuzluktan ileri gelir. Bu uyumsuzluk etkenlik - edilgenlik, tek kişi - çok kişi, zaman... uyumsuzluğu biçiminde görülebilir.
—Saatlerce çalıştığımız için yorgun ve pek de verimli olmazdık.
Bu cümleyi genel olarak değerlendirdiğimiz­de cümleden şu anlamlar çıkmakta :
Saatlerce çalıştığımız için yorgun olmazdık.
Saatlerce çalıştığımız için pek de verimli ol­mazdık.
İkinci cümle anlam ve anlatım yönünden ku­surlu değil; ama "saatlerce çalıştığımız için yor­gun olmazdık" diyemeyiz, "ve" bağlacından önce "olur" yüklemini getirmemiz gerekiyor.
"Saatlerce çalıştığımız için yorgun olur ve pek de verimli olmazdık." biçiminde düzenlersek cümleyi, anlatım bozukluğu giderilmiş olur.
—Dışarı işleriyle ben, evdeki işlerle eşim meşgul olur.
"Meşgul olur" yükleminin öznesi "eşim'dir. Bu doğru; ancak "ben" öznesinin yüklemi de "meşgul olur" biçiminde verilmiş, yani "ben meş­gul olur" denmiş oluyor. "Ben"den sonra söylen­miş olması gereken "meşgul olurum" yüklemi ek­sik. Cümle şu şekilde düzeltilebilir:
Dışarı işleriyle ben meşgul olurdum, evdeki işlerle eşim meşgul olurdu.
— Telaşla evden çıktı; mantosunu, atkısını ve şapkasını takmamıştı.
Bu cümlede noktalı virgülden sonraki bö­lümde bir anlatım bozukluğu söz konusudur. "At­kısını ve şapkasını takmamıştı." diyebiliriz; ancak "mantosunu takmamıştı." diyemeyiz. O halde "mantosunu" sözcüğünden sonra "giymemiş" yükleminin getirilmesi gerekir.
Cümle şu şekilde düzeltilebilir:
Telaşla evden çıktı; mantosunu giymemiş, atkısını ve şapkasını takmamıştı.
 
< Önceki   Sonraki >


Site Tasarımı
www.isyeriweb.com